Sâmî Efendi

Türk hat sanatının Osmanlı Dönemi’ndeki son büyük temsilcisi olan Sâmî Efendi, hatt-ı ta’liki mevâlîden Kıbrısîzâde İsmâ‘il Hakkî Efendi’den meşketmiştir. Türk ta’lik hattının önde gelen isimlerinden olan Yesarizade Mustafa İzzet Efendi’nin yetişmelerinden olan bu değerli hattata devâm ettiği eyyâmda, Sâmî Efendi’nin latîfe-perdâz ve mizâhkâr yönüne işaret eden şu vak‘a cereyân etmiştir:

Galata Mevlevîhânesi Şeyhi Atâ’ullah Efendi ile beraber İsmâ‘il Hakkî Efendi’nin ziyâretine giden Sâmî Efendi, ilm-i nücûma vâkıf olan hocasının, “Bugün sa’at üçte gâyet şiddetli bir zelzele olacaktır. Tövbe ve istiğfâr ediniz. Açık bir yerde bulununuz, vakit yaklaşıyor, gaflet etmeyiniz!” şeklindeki uyarısı üzerine, arkadaşı ile beraber alt kattaki odaya girer. Söylediği saatten beş-on dakîka evvel şiddetle tepinmeğe başlayıp ahşap olan evi neredeyse çökecek hâle getirir. Zelzelenin beklediğinden evvel vuku bulmasından ziyâdesiyle ürkerek, büyük bir korku ve heyecan ile kendini bahçeye atan hoca, ancak o zaman yapılan latifenin farkına varır.

Öte yandan, Kıbrısîzâde İsmâ‘il Hakkî Efendi’nin dersine devam ettiği esnâda, Sâmî Efendi’nin yazıdaki mahâretine şâhid olan Melek Paşa hafîdi Alî Haydar Bey‘in ona ve yazı arkadaşı – “Çarşambalı” namıyla meşhur – Mehmed Ârif Bey’e haber gönderip ders vermeyi teklif ettiği mervîdir. Ancak Sâmî Efendi arkadaşı gibi Kıbrısîzâde’yi terketmemiş, ancak hocasının vefâtının ardından Alî Haydar Bey’in davetine icâbet etmiştir.

Yesârîzâde’nin önde gelen tilmizlerinden olup zamanının en önemli ta’lik-hattatlarından biri olan Alî Haydar Bey’den aldığı dersler sâyesinde, onun çığır açan üslûbuna tam anlamıyla vâkıf olan Sâmî Efendi, ta’likte ve bilhassa celîsinde yegâne-i zaman haline gelir. Öte yandan, değerli hattatlardan almış olduğu eğitime rağmen, Sâmî Efendi’nin bu alandaki seviyesine, Yesârîzâde Mustafa İzzet Efendi’nin Beylerbeyi Sarayı’nın kapısı üzerine mahkûk kitâbesi sâyesinde ulaştığı rivayet edilir.

Nitekim bu kitâbede beğendiği harfleri örnek alarak kendi vadi’ini te’sis etmiş olan Sâmî Efendi, bu kalemle de son derece başarılı eserler meydana getirmiştir. Bizzat kaleminden çıkan veya hazırlamış olduğu yazı kalıplarından müzehhibler tarafından i’mâl olunmuş nice levhâsı, cevâmi, mesâcid ve tekâyayı süslemekte idi. Üsküdar’da Altunîzâde Cami’nde ve Cihângir Cami’nde bulunan büyük kıt’ada celî ta’lik levhâları, ta’likteki kudretine şehâdet ederler.

Kapalıçarşı’nın kapısı üstündeki hadîs-i celîl ile Nûr-ı Osmâniye cihetindeki kapısı üstündeki tamir kitâbesi, Erenköyü’nde Zihnî Paşa ve Gâlib Paşa camileri ile Şişli’de Hâmidiyye Etfâl Hastehânesi’ndeki ta’lik kitâbeler gibi taş üzerine mahkûk çok sayıda yazısı bulunmaktadır. Ayrıca Yahyâ Efendi Dergâhı Kabristanı’nda medfûn, sâbık şehremînlerinden Rıdvan Paşa ile Karacaahmed’de medfûn Şeyhü’l-islâm Pîrîzâde Mehmed Sâhib Efendi’ninki gibi, çok sayıda mezartaşı kitâbesini de celî ta’likle kaleme almıştır. Ömrü boyunca meclisini terketmediği ta’lik hocası Kıbrısîzâde İsmâ‘il Hakkî Efendi’nin mezartaşı kitâbesini ise, her nedense celî sülüsle kaleme almıştır.

Asıl büyük şöhretini sülüs ve celîsinde ittihâz etmiş olduğu için mufassal terceme-i hâli o bâbda verilmiş olan Sâmî Efendi, a’lil ve meflûc bir halde iken 1912 yılında vefât etmiştir. Bu münâsebetle, Yenişehr-i Fenârî Hüseyin Hâşim Bey’in, hocası Sâmî Efendi’nin vefâtı üzerine kaleme almış olduğu kasîdeden aldığımız, ta’lik hattındaki mevki-i fevkaladesine işaret eden aşağıdaki satırlarla yazımıza hitâm vermeyi uygun bulduk:

Yokdur sülüs-i kudreti İran’da o şâhın

Nesih etdi İmâd’ın şerefi şimdi nihândır

Görseydi Yesârî âna vermezdi yesârı

Derdi bana emsâl şu yemînimde durandır

Ta’lik celîsin görebilmek emelile

İran’da bile Mîr Alî pür heyecândır

Ta’likine hasret çekiyor Hâce Ebû-l’âl

Meşhed’de Alî hattı içün pür-helecândır

Etdikçe tecelli nazârında o celîler

Gönlüm sanırım tur-ı bedi’ü’l-lemândır

Elvâhına etdikçe nazâr gaşy olur insan

Allah’a kasem her biri bir nüshâ-i candır

§

Levh u kalemin hâlik-i Hakk’ın kereminden

Ümid ederim hazrete Firdevs mekândır

 

Sâmî Efendi’nin Tüm Eserlerini Görmek İçin Tıklayın

 

 

Kaynakça

Son Hattatlar, ss. 359-368; Türk Hattatları, ss. 240-241; Meşhur Hattatlar, ss. 187-188; Hat ü Hattâtân, ss. 180; Hat Sanatı Tarihi, ss. 123-124, 179-180, 197; Meşhur Adamlar, ss. 138.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s