Cevrî İbrahim Çelebi

Zamanının nâmlı ta’lik-nüvislerinden biri olan Cevrî İbrahim Çelebi’nin nesebi ve evâ’il-i hâli hakkında çok az bilgi vardır. Muhtemelen bir bey himâyesinde iyi bir eğitim görmüş, ayrıca Galata Mevlevîhânesi şeyhi Ankaravî İsmâ‘il Dede’nin sohbetlerinden istifâde ettiği gibi, Beşiktaş ve Yenikapı mevlevîhânelerine devam etmişti. Bu esnâda Mevlevî dervişânından Derviş Abdî’den de ta’lik dersleri almıştı.

Hatt-ı ta’likteki mahâretine istinâden Dîvân-ı Hümâyûn Kitâbeti’ne alınmış olan Cevrî İbrahim Çelebi, münzevî karakteri müsa’ade etmediği için olsa gerek, bir müddet sonra görevinden istifa ederek, şi’ir ve te’lif sahasında fa’aliyet göstermeğe başlamış ve Selîm-nâme, Hilye-i Çehâr-yâr-ı Güzîn, Hall-i Tahkikat, Melhame, Nazm-ı Niyâz gibi manzûm ve Aynü’l-füyûz gibi mensûr eserler vücûda getirdiği gibi nâmını taşıyan bir Dîvân tertîb etmiştir.

Bu esnâda mâ’işetini de müstensihlikten çıkararak Şeh-nâme, Târîh-i Vassâf, Künhü’l-ahbâr ve Mesnevî-i Şerîf’in müte’addid nüshâsını kaleme almış olan Cevrî İbrahim Çelebi’nin üstâd mertebesine ulaşmış olduğu hurde ta’likle istinsâh etmiş olduğu âsâr, zamanında bir hayli rağbet görmüş, hatta Şeyh Gâlib, kendisine onun hattıyla bir Mesnevî-i Şerîf hediye eden Sultan Selîm Hân-ı Sâlis’e teşekkür için yazdığı kasîdedeki,

Aceb bir Mesnevî-i pür-bahâ kim Cevrî hattıyla

Dil-i uşşâk-ı zâra cevr-i gerdûn amân verdi

beyti ile hüsn-i hattaki mevki’-i âl ü lâlini beyân etmiştir.

Seri’ü’l-kalem bir hattat olduğu nakledilen Cevrî İbrahim Çelebi’nin günde 1000 beyit yazıp 1000 akçeye sattığı, Tezkîre Safâ’î’de beyân edilmekte olup Türkiye’nin ve dünyanın önde gelen kütüphânelerinde tesâdüf edilen âsârı da buna delîldir. Öte yandan Millet Kütüphânesi’nde bulunan H. 1052/M. 1642 tarihli Dîvân-ı Hayretî(Ali Emiri, 122)’yi rika’ ile yazmış olması, aklâm-ı sitteye de vâkıf olduğuna işaret etmektedir.

Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphânesi(E.H. 1623) ile Kayseri Râşid Efendi Kütüphânesi’nde(1286) bulunan hatt-ı destiyle muharrer Divân Cevrî’nin yanında, yine Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphânesi’nde H. 1039/M. 1629 tarihli Terceme-i Şad Kelime-i Alî(R. 1914) ve Ankara Millî Kütüphâne’de de H. 1030/M. 1620 tarihli Ruşenî Ömer Dede’nin Külliyyât(A. 3828) adlı eseri bulunmaktadır. Te’lifâtından olan Hilye-i Çehâr-yâr-ı Güzin’in H. 1050/M. 1640 senesinde ta’likle istinsâh ettiği nüshâsı da Macar Bilimler Akademisi Kütüphânesi’ndedir(13362).

Son zamanlarında Melâmî-Bayramî Târikatı’nın ileri gelenlerinden olan Reisü’l-küttâb Sarı Abdullah Efendi ile yakınlaşan Cevrî İbrahim Çelebi’nin, bu nedenle mezkûr târikata katılmış olduğuna inanılmaktaysa da, mezarının meçhûle karışmış olması bu iddianın doğruluğunu te’yid etmeyi olanaksız hâle getirmiştir. Zirâ münzevî karakteri nedeniyle, H. 1065/M. 1654 vuku bulan vefâtından sonra cenâzesine sâdece Sarı Abdullah Efendi ile bir miktar dervişi katılmış ve na’şı Eğrikapı hâricindeki Cemâleddîn Uşşâkî Tekkesi civârına defnedildikten sonra, belki de vasiyeti gereği mezartaşı dikilmediğinden, mezarının yeri sadece dostlarında mahfûz kalmıştır. Vefâtına şu mısra tarih olmuştur:

<

p style=”text-align:center;”>Eyle yâ Rab Cevrî’ye firdevs-i a‘lâda mekân

 

 

Kaynakça

Tezkîre-i Rızâ, s. 23-24; Târih-i Nâ’imâ, II, ss. 542-543; VI, 121; Devhâtü’l-küttâb, s. 33; Tuhfe-i Hattâtîn, s. 639; Sicill-i Osmânî, II, s. 91; Türk Şairleri, I, ss. 104-106; III, s. 1052; İst.A, VII, ss. 3521-3522; Türk Hattatları, s. 96; Meşhur Hattatlar, s. 283; TYDK, s. 108; TSTYK, I, s. 26; MKYK, VI, s. 23.

 

İsmail Orman, 5 ağustos 2016

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s