Beyazîzâde Ahmed Efendi

Beyâzî Sinâneddîn Efendi’nin hafidi, İstanbul Kadılığı’nda bulunmuş Bosnalı Beyâzî Hasan Efendi’nin oğlu olduğundan ceddine izâfeten “Beyâzîzâde” künyesiyle yâd olunan Ahmed Efendi H. 1044/M. 1634 senesinde İstanbul’da doğdu. Babası sâyesinde iyi bir eğitim aldığı gibi “Molla Çelebi” lâkabıyla meşhur olan Muhammed bin Alî el-Âmidî’den ulum-ı diniyeyi ikmâl etti.

Medrese tahsîlini tamamladıktan sonra Şeyhü’l-islâm ebû-Sa’id Efendi’den mülâzemet alıp Edirne ve İstanbul’daki bazı medreselerde müderrislik yaptıktan sonra tedrîcen Sahn-ı Semâniye ve Süleymaniye medreselerinde görev yapmış olan Beyâzîzâde Ahmed Efendi, ilmiye kademelerini de Halep, Bursa, Mekke ve İstanbul kadılıkları ile tamamladıktan sonra, 1680’de Rumeli Kazaskerliği’ne getirilmiştir. Üzerinde büyük bir etkisinin bulunduğu Sultan Mehmed Hân-ı Râbi’nin hal’edilmesi üzerine azledilen Ahmed Efendi Çubuklu’daki yalısında münzevî bir hayat geçirdikten sonra, 1098 senesi Cemâziye’l-evvel ayında(1686) henüz 49 olduğu halde vefât etmiştir. Üsküdar’da tamirine himmet eyledği Divitçizâde Tekkesi’nde yaptırmış olduğu türbeye defnedilmiştir.

Osmanlı Tarihi’nin ilk ve son “vak‘a-i recm” hadisesinin onun kazaskerliği sırasında ve bizzât onun verdiği fetvâ ile meydana gelmiş olması, ömrünü siyâsetle tüketme hevesinde olduğunun göstergesidir. Zirâ zamanında bir hayli eleştirilmiş olan bu karar itibârını bir hayli gölgelemiş ve ma’zûl kaldıktan sonra bir daha hizmet elde edememiştir. Bununla birlikte son derece zekî olup kuvvetli bir kelâm ve fıkıh bilgisine sahip olan Beyâzîzâde Ahmed Efendi’nin el-Usûlü’l-münîfe li’l-İmâm Ebî-Hanîfe, Sevânihu’l-mutârahât ve levâihu’l-müzâkerât, İşârâtü’l-merâm min İbârâti’l-İmâm, Risâletü’l-bâhis ve’l-mücîb, Kitâbü’l-ulûm, Kitâbü’l-vasiyye, Mecmû‘a fi’l-Mesâ‘ili’l-müntehabe gibi te’lif eserleri vardır.

Zamanının önde gelen ta‘lik-nüvisleri meyânında zikredilen Beyâzîzâde Ahmed Efendi’nin Derviş Abdî’den ders almış olduğu bilinmektedir. Ancak yazının san‘atsal yönünün tekâmülü ile fazla ilgilenmemiş ve daha ziyâde müstensihlerin kullandığı hurde ta’lik ile meşgul olmuştur. Nitekim Müstakîmzâde de, hurde ta‘likteki metânetini methetmiştir. Öte yandan Çorum Hasan Paşa İl Halk Kütüphânesi’nde bulunan H. 1083/M. 1671 senesinde nesih kırması ile yazılmış bir mecmu‘asına “Beyâzî” künyesi ile ketebe düşmüş olan Ahmed Efendi eğer o ise, aklâm-ı sitteden de haberdâr olduğuna delîl teşkîl eder.

 

 

Kaynakça

Târih-i Silâhdar, I, s. 731; Tuhfe-i Hattâtîn, s. 642; Türk Hattatları, s. 104; Meşhur Hattatlar, s. 283; Osmanlılar Ansiklopedisi, I, ss. 118-119.

 

İsmail Orman, 5 ağustos 2016

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s