Alî Rızâ Efendi

Sıdkîzâde Mehmed Şerîf Ağa’nın oğlu olarak H. 19 Receb 1231/M. 15 Haziran 1816 tarihinde Bursa’da doğmuş olan Alî Rızâ Efendi, son devir Osmanlı ricâlinin önde gelenlerindendir. İbtidâ’î tahsîlini yaparken Arapça ve Farsça okumuş, sülüs, nesih, ta’lik, rık‘a ve dîvânî gbi yazı türlerini meşketmiş, Hüdâvendigâr Mütesellimi Hâfız Ağa’nın mâ’iyetine duhûl ile Bâb-ı Hükûmet Kalemi’ne girmiştir.

Hattat Ali Rıza Efendi-Hattatlar Sofası
Ali Rıza Efendi (Son Hattatlar’dan)

Buradaki hüsn-i hizmetine istinâden H. 1251/1835 senesindeki Sûrre-i Hümâyûn’un avdetinde İstanbul’a giderek Sadâret Mektûbî Kalemi’ne girmiş ve H. 1252/M. 1836’da hâce ünvânını almış olan Alî Rızâ Efendi, H. 1254/M. 1838’de rütbe-i râbi’â nişânı ile birinci sınıf kâtibler zümresine terfi ve ardından rütbe-i sâlise ile Bâb-ı Ser-askerî Mektubculuğu’na ta’yin edilmiştir. Birkaç hafta sonra da Sultan Mahmud Hân-ı Sânî’nin huzurunda rütbe-i sâlisenin murassa nişânı ile taltîf olunmuştur.

H. 1258/M. 1842’de Mâbeyn-i Hümâyûn’da kâtib-i sâlisliğe getirilen Alî Rızâ Efendi Sultan Abdülmecîd’in H. 1260/M. 1844’de Anadolu ve H. 1262/M. 1846’da Rumeli’ye yaptığı seyâhâtlerde mâ’iyetinde bulunmuş H. 1264/M. 1848’de de kâtib-i sânîliğe yükselmiştir. H. 1266/M. 1850 senesinde ûlâ sınıf-ı evveli rütbesi ile Evkaf Nezâreti’ne ve bir sene sonra da Defter-i Hâkanî Emâneti’ne ta’yin olunan Alî Rızâ Efendi, H. 1269/M. 1853’de de Meclis-i Vâlâ âzâlığına me’mûr olmuştur. Ertesi sene rütbesi bâlâya terfi ve “müsteşâr” ünvânı ile me’mûr edildiği Anadolu Ordusu ile Erzurum’a giden Alî Rızâ Efendi H. 1272/M. 1855-1856 senesinde pây-i tahta avdet ederek Meclis-i Vâlâ’ya devam etmeğe başlamış, ayrıca hüsn-i hizmetine mukabil taraf-ı şâhâneden 500 kese ihsâna nâ’il olmuştur.

Hattat Ali Rıza Efendi-Hattatlar Sofası
Ali Rıza Efendi’nin Ta’lik Kıt’ası

H. 1275/M. 1858-1859 senesinde Harem-i Hümâyûn Nezâreti’ne, H. 1276/M. 1859-1860 senesinde def‘aten Evkaf Nezâreti’ne ve ardından Hazîne-i Hassâ Nezâreti’ne, H. 1277/1860-1861’de Meclis-i Âlî-i Tanzîmât ve Meclis-i Müzâyede-i İltizâmât âzâlığına ta’yin olunan Alî Rızâ Efendi, Sultan Abdülazîz’in cülûsundan sonra ayrılmış ve iki ay sonra tekrar Meclis-i Vâlâ âzalığına nasbedilmiştir. H. 1279/M. 1862-1863’da Yusuf Kâmil Paşa’nın sadâretinde Anadolu teftişine me’mûr edilmiş ve iki seneye yakın bu hizmette kalmış olan Alî Rızâ Efendi, Meclis-i Vâlâ’nın ilgâ edilerek, Şûrây-ı Devlet’in teşkîlinden sonra muhtelif riyâsetlerde görev yaptı. H. 1293/M. 1876’da Mahkeme-i Temyîz âzâsı iken Sultan Abdülhamîd cülûs eylediğinden, Sultan Abdülazîz merhûmun hânedânına nezâret görevi verildi. Birkaç gün sonra da Heyet-i Âyân âzâlığına nasbedildi.

Hattat Ali Rıza Bey-Hattatlar Sofası
Ali Rıza Bey’in Yazdığı Simkeşhane-i A’mire Kitabesi

Burada da müte’addid komisyonların riyâsetinde bulunduktan sonra H. 1303/M. 1886’da Sicill-i Ahvâl Komisyonu Riyâseti’ne ta’yin edildiyse de, H. 1314/M. 1896-1897 senesinde yaşlılığı nedeniyle görevden alındı. Birinci dereceden Osmânî ve Mecîdî nişânlarını hâmil ve Sikke-i Hümâyûn, Ayasofya, Harb, Kars madalyalarına mâlik olan Alî Rızâ Efendi Hazîne-i Hassâ Nâzırı iken, bazı vükelâya mahsûs olarak yaptırılan oniki madalyanın birini ihrâz eyleme şerefine de mâlik olmuştu. On seneye yakın süren teka’üd evresinin ardından H. 18 Zi’l-ka’de 1323/M. 14 Ocak 1906 tarihinde, 92 yaşında olduğu hâlde vefât etmiş ve müdâvimlerinden olduğu Selîmiye Dergâhı hazîresine defnedilmiştir.

Hattat Ali Rıza Efendi-Hattatlar Sofası
Ali Rıza Efendi’nin Ta’likle Yazdığı Bir Mezartaşından Detay

İbnülemin, şahsen tanımış olduğu Alî Rızâ Efendi’yi mütedeyyin, musallî ve afîf bir zât, rık‘a ve ta’likte mâhir değerli bir kâtib olarak tanıtmaktaysa da, günümüze ulaşmış olan eserleri, ta’likte vasat olduğunu göstermektedir. Senelerce müstahdem kalmış olduğu dîvân kalemlerinde ise çok daha mâhir olduğu anlaşılmaktadır. Simkeşhâne-i A’mire’nin kitâbesi ile Yusuf Kâmil Paşa tarafından Kartal-Yakacık şosesinin kenarında yaptırılan namazgâh taşındaki

Hem yolu, hem dahi tarihini kıldı inşâ

<

p style=”text-align:center;”>Şu yolu açdı, güzel, himmet-i Kâmil Paşa

beyti onun dest-i hattı olmakla beraber, bu taş bugün mevcut değildir. Öte yandan özel koleksiyonda bulunan H. 1288/M. 1871 tarihli, kat’ı tekniği ile oluşturulmuş celî sülüs levhâ eğer ona ait ise, bu yazıda da mâhir olduğunu göstermektedir.

 

 

Kaynakça

Son Hattatlar, s. 572.

 

İsmail Orman, 12 ağustos 2016

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s