Abdullah Vassaf Efendi

Şeyh Mecdüddîn’in soyundan Mehmed Efendi’nin oğlu olarak Akhisar’da doğmuş olan Abdullah Vassaf Efendi, dînî ilimleri memleketinde tahsîl ettikten sonra İstanbul’a gitmiş ve müderrisinden Kara Halîl Efendi’nin dersine devam ederek, 1708 senesinde icâzet-i ilmiyeye nâ’il olmuştur. Bir müddet sonra bâ-imtihân Yunus Paşa Medresesi’ne müderris olduğu gibi, teveccühünü kazandığı hocasına dâmâd dahi olmuştu. Nice zaman tedrîs-i ilimle meşgul olduktan sonra 1724’te Selânik Mollası olarak ilmiye sınıfına geçip bilahâre sırasıyla Mısır Kadısı, üç def’a Fetvâ Emîni ve Mısır Mollası olduktan sonra, Mekke Pâyesi’ni elde etti.

Bir müddet sonra Anadolu Pâyesi’ne nâ’il olarak, Kara Mustafa Paşa’nın İran elçiliğinde mâ’iyetine verildi. Avdetinden kısa süre sonra bilfiil Anadolu Kazaskeri olup ardından Rumeli Pâyesi tevcîh edildi. Bundan sonra def’aten Rumeli Kazaskerliği’nde bulunup 12 Ocak 1755 tarihinde Meşihât Makamı’na nasbedildiyse de, altı ayı ikmâl edemeden, 8 Haziran’da azledilerek Bursa’da ikamete me’mur edildi. Sağlık sorunlarının artması üzerine affedildikten sonra İstanbul’daki sâhilhânesinde inzivâya çekilen Abdullah Vassaf Efendi, 1761 yılında vefât ettiğinde, Eyüp Sultan Cami’nin mihrâbı önünde medfûn bulunan kayınpederinin yanına defnedildi.

Sicill-i Osmânî mü’ellifinin, “ta’lik yazısında güzel edâsı vardı.” diyerek övdüğü Abdullah Vassaf Efendi, hatt-ı ta’liki Samanîzâde Hüseyin Efendi’den meşketmiş, ondan icâzet aldıktan sonra tekemmül için Siyâhî Ahmed Efendi’ye devam etmiştir. Zamanın önde gelen ta’lik-nüvislerinden olmakla beraber yazısına tesâdüf edilememiştir. Dînî ilimler üzerine te’lif eylediği İrşâd-ı Ezkiyâ, Terceme-i Kâfiye, Unvânü’ş-şeref ve Zemzeme adlı eserlerinin yazma nüshâlarının onun dest-i hattı olduğu anlaşılmaktaysa da, ketebe düşmemiştir.

Zamanın ilim, edebiyât ve mûsıkî meclislerinin mümtâz sîmâlarından biri olan Abdullah Vassaf Efendi‘nin, elsine-i selâsede şi’ir söylemeye muktedir şu’arâdan olduğu bilinmektedir. Eş’ar mecmu’alarında tesâdüf edilen şi’irlerinde “Abdî” ve “Vassaf” mahlâslarını kullanmıştır. En meşhur eseri ise 1500 beyitten oluşan Behcet-nâme(Hayât-ı Behcet-âbâd) adlı manzûmesidir.

 

 

 

İsmail Orman, 14 nisan 2017

Reklamlar