Abdülhakî Fânî Efendi

Musannifînden Süleymâniyeli ebû-Bekirzâde Ahmed İnâyet Efendi’nin oğlu olarak H. 1266/M. 1850’de Bağdat’da dünyaya gelmiş olan Abdülhakî Fânî Efendi, sıbyân mektebi sıralarında Kur‘ân-ı Kerîm’i hıfzetmiş, daha sonra Bağdâd Müftîsi Mehmed Feyzî-i Zehâvî’den tahsîl-i ilim ederek icâzet almıştır. H. 1292 senesi Şevvâl’inde (Kasım-1875) Adana’da Kadirli Rüşdî Mektebi’ne mu’allim olarak ta’yin edilmiş, yedi sene hizmetten sonra istifâ ederek, Kozan’da nüfûs me’mûrluğu, âşâr baş-kâtibliği ve âşâr müdîrliği yapmıştır.

Ağnâm müfettişi olduktan sonra da Feke’de âşâr me’mûru ve mal müdîri olarak görev yapan Abdülhakî Fânî Efendi, H. 1303/M. 1888 senesinde İstanbul’a giderek bâ-imtihân intihâb-nâme aldıktan sonra tahrîrât müdîri olarak Cebel-i Bereket, Mar‘aş, Bingâzî ve Mersin’e ta’yin edilmiştir. Meşrûtiyet’in ilânından sonra kendi isteğiyle me’mûriyetten çekilerek, Kadirli’de tedrîs-i ilimle meşgûl olmağa başlamıştır. Bu hâl üzere iken 18 Aralık 1936 tarihinde vefât ederek, Ala Cami civârındaki kabristâna defnedilmiştir.

Kendisinden bir müddet Arapça ve Farsça okuyup ta’lik meşketmiş olan İbnülemin’in ifâdesine nazarân “hangi meclisde bulunsa huzzâra irâs-ı safâ eden ve sözlerini herkese dinleten edîb, şâ’ir, zekî, nüktedân, hafifü’r-rûh, âfif bir üstâd” idi. Şi’ire düşkün olup Türkçe, Arapça ve Farsça binlerce şi’iri toplamış, ancak kendi şi’irlerini cem’etmemişti. Hatt-ı ta’likde mâhir olmakla beraber hocası hakkında bir bilgi bulunmayan Abdülhakî Fânî Efendi’nin, Osmânlı pâdîşâhlarının isimlerini gâyet güzel kalın ta’lik ve terceme-i hâllerini rik’a ile yazdığı tomar hâlindeki eserini İbnülemin’e hediyye ettiği, ancak mütâreke hengâmında evinin cebren işgâl edildiği esnâda kayıplara karıştığı bilinmektedir.

 

 

Kaynakça

Son Hattatlar.

 

 

İsmail Orman, 20 nisan 2018

Reklamlar