Osman bin Abdülbâkî

Dîvân-ı Hümâyûn kâtiblerinden Abdülbâkî Efendi’nin oğlu olarak İstanbul’da dünyaya geldiği ve âsârına babasına nisbetle “Osman bin Abdülbâkî” künyesiyle ketebe düşmüş olduğu için, o isimle meşhur olmuştur. Aklâm-ı sitteyi Suyolcuzâde Eyyubî Mustafa Efendi’den meşkederek icâzet almış, tahsîlini ikmâl eyledikten sonra Ayvansaray’da, ashâb-ı kirâmdan ebû-Şeybetü’l-hudrî Türbesi civârındaki mektebin mu’allimliğine ta’yin edilmiştir. 

Suyolcuzâde Mehmed Necîb Efendi’nin “peder-i ma‘nevîmiz makamında mübârek bir zât” diye tavsîf ettiği Osman bin Abdülbâkî’nin, mesâ’îsinin dışında kalan zamanda Toklu Dede civârındaki hânesinde mushâf-ı şerîf istinsâhı ile meşgul olduğu ve 300’ü aşkın nüshâ-i mübâreke yazmağa muvaffâk olduğu mervîdir. H. 1150/M. 1737-1738 senesinde vefât ederek, Yâ-vedûd’de Seyyid Hasan Nûrî Efendi’nin mezarı civârına defnedilmişse de, mezarı âsârı gibi mevcut değildir.

 

Kaynakça

Devhâtü’l-küttâb, s. 124; Tuhfe-i Hattâtîn, s. 300; Hat ü Hattâtân, s. 121; Kebecizâde; Türk Hattatları, s. 140; Meşhur Hattatlar, s. 122.

 

 

İsmail Orman, 23 ağustos 2017

Reklamlar