Ayntabî Alî Mahremî Efendi

H. 1265/M. 1848-1849’da Antep’de dünyaya geldi. Medrese eğitimi esnâsında Arapça ve Farsça öğrenip sülüs ve nesih meşkettiyse de hocaları ma’lûm değildir. İcâzetini aldıktan sonra Eski Saray ta’bir olunan hükûmet konağının karşısında bir dükkân açıp mâ’işetini arzuhâlcilikden çıkarmağa başladı. Sâ’ir zamanında mesâhif-i şerîfe ve resâ’il tahrîri ile meşgul olup heves eden talebeye meşk veren Ayntabî Alî Mahremî Efendi’nin dest-i hattıyla yedi mushâf-ı şerîf tahrîr eylediği menkûldür.

Nakşibendî Târikatı’nın müntesiblerinden olup bazen fes, bazen de Ahmedî sarık taktığı nakledilen Ayntabî Alî Mahremî Efendi, R. 1330/M. 1914’de vefât etmiştir. Elsine-i selâsede mâhir şu’arâdan olup muhtelif konularda eş’arı vardır. “Mahremî” mahlâsı ile iki dîvân tertîb eylediği bilinmektedir. Aşağıda ebyât, ömrünün sonlarında nikâhına aldığı dul kadının elinden çektiği mezâlimin delîlidir.

Akılan pendim kabûl etsün dul avrat almasun

Rûz ü şeb bin âh ile başın belâya salmasun

Kendi tıflı var ise gül gibi sokar başına

Kimse etfâli dul avrat eline kalmasun

Nâzenîn ömrü hebâya bir dul avratdır sebeb

Kimse zerrin-kâsesin seng-i kazaya çalmasun

Rahatım gitsün der isen yürü var dul avrat al

Ben değil a’ay-ı dinin avradı dul olmasun

Mahremî’yem yandı bağrım bive-zenlerden müdâm

Böylesi Hakk’ın belâsı âdem üzre gelmesün

 

 

 

Kaynakça

Gaziantep Meşhurları, ss. 24-25.

 

 

İsmail Orman, 28 mart 2018

Reklamlar