Aşkî Hüseyin Efendi

Hâcetcizâde” künyesiyle tanınan bir a’ileye mensup olarak tahmînen H. 1224/M. 1809 yılında Kütahya’da doğmuş olan Aşkî Hüseyin Efendi, fevkalade bir tahsîlin ardından müderris olmuştur. Memleketinde tedrîs-i ilim ile meşgul iken, Kavalalı Mehmed Alî Paşa’nın H. 1252/M. 1836 senesindeki işgâli sırasında Mısır’a götürülmüş, yedi sene Kahire’de kalarak bir medresede müderrislik yapmıştır. Azâd edildikten sonra Antep’e yerleşerek müderrislik yapmaya başlamış, daha sonra muhtelif me’mûriyetlerde de bulunmuştur. H. 1307/M. 1889-1890 senesinde vefât etmiştir.

Yumuşak tabi’âtlı ve mütebessim bir zât olduğu, hâl ü etvârı ile bulunduğu meclisi şenlendirdiği nakledilen Aşkî Hüseyin Efendi’nin, son zamanlarında sürekli çalışan kafa ve kollarının eski gücünü yitirdiğinden şikâyet ettiği menkûldür. Ayrıca şi’irle de meşgul olmuş olup aşağıdaki ebyât ona aittir:

Ma’denü’l-fazl efendim cânım
‘Ayn-ı ilim ki gözüm sultânım

Yem-i ahlâk-ı hamîde sensin
Kan-ı etvât-ı sedîde sensin

Nüshâ-i kenz-i hakayık dilidir
Hoş-nevâ bâğ-ı sühân bülbülüdür

H. 1262/M. 1845 tarihli Kur’ân-ı Kerîm’i görülen Aşkî Hüseyin Efendi’nin iyi bir hattat olduğu anlaşılmaktaysa da, hüsn-i hattı kimden öğrendiği tesbit edilememiştir. Ayrıca tezhîbde de mahâret sâhibi olduğu ve Antep camilerine vakfedilmiş daha başka mesâhifinin olduğu ve bir hayli şâkird yetiştirmiş olduğu menkûldür. Sinop İl Halk Kütüphânesi’nde de H. 1276/M. 1859-1860’da ta’likle istinsâh ettiği risâle mecmu’ası bulunmaktadır.

 

Kaynakça

Gaziantep Meşhurları, ss. 82-83.

 

 

 

İsmail Orman, 21 haziran 2017

Reklamlar