Abdullah bin Ömer

Ömer Efendi nâmında bir zâtın oğlu olarak Teke Sancağı’nda dünyaya gelmiş olan Abdullah bin Ömer, tahsîlini tekmîl için gittiği Konya’da Müftî Abdullah Vehbî Efendi’nin halka-i tedrîsine dâhil olmuş, derslerini tamamlayarak icâzet almıştır. Bâ-imtihân müderris olup yoluyla yükselerek musulay-ı Süleymâniyye pâyesi ile Konya’daki Karatay Medresesi’ne nakledilmiştir.

Ömrünü neşr-i ilim ile tüketen kibâr-ı müderrisînden olan Abdullah bin Ömer’in fazl ü kemâl sahiblerinden olduğu menkûldür. Hâlâ tedrîs ile meşgul iken H. 1304/M. 1886-1887 senesinde vefât ederek Şems-i Tebrîzî Mezarlığı’na defnedilmiştir.

Aklâm-ı sitteyi Abdülganî Vehbî Efendi’den temeşşukle icâzet almış olan Abdullah bin Ömer’in, meşgalesinden arta kalan zamanında ilmî eserlerin istinsâhı ile ilgilendiğini, Topkapı Sarayı Müzesi Kütübhânesi’nde bulunan, H. 1266/M. 1850 senesinde nesihle istinsâh ettiği Ahmed Harrânî’nin es-Sirâtü’n-müstakîm adlı eserinden anlamaktayız.

 

 

Kaynakça

TSAYK, II, s. 215; Hattatlar Armağanı, 3, s. 14.

 

 

İsmail Orman, 2 mayıs 2018

Reklamlar