Mehmed Nûrî Sivâsî

Hat san‘atının en meşakkatli kalemlerinden olan gubârînin önde gelen isimlerinden biri olan Mehmed Nûrî Efendi’nin hayatına dâ’ir ma’lûmâtımız mahdûddur. Bâb-ı Meşihât Kalemi kâtiblerinden Sivaslı Ahmed Efendi’nin oğlu olup İstanbul’da doğmuşsa da, velâdet tarihi ve eğitimi hakkında herhangi bir bilgi bulunmamaktadır. Asârına düşmüş olduğu ketebe münâsebetiyle Türk hattatları meyânında Mehmed Nûrî Sivâsî” ismiyle iştihâr etmiştir.

Henüz genç yaşında iken abasının vefât etmesi üzerine peder-mânend usûlüyle mezkûr kalemin hulefâları arasına dâhil olmuş ve nice zaman görev yaptıktan sonra Saltanât’ın ve ardından Hilâfet’in lağvı üzerine emsâli ile beraber açıkta kalmış ve muhtemelen bunun üzerine teka’üde sevkedilmiş olan Mehmed Nûrî Sivâsî’nin, bundan sonraki hâli hakkında bir bilgi mevcut değildir. Yâdigâr bırakmış olduğu âsârın tarihine istinâden 1935 yılından sonra vefât ettiği anlaşılmakta ise de, ne tarihi ve ne de medfeni tesbit edilebilmiştir.

Hüsn-i hattı çocukluk çağında iken Abdullah Rüşdî Efendi ve Şeyh Mahmud Hamdî nâmındaki hattatlardan meşkederek icâzet almış olan Mehmed Nûrî Sivâsî, yukarıda beyân edildiği üzere gubârîde mâhir bir hattat idi. Bilhassa meşhur hattatların yazılarından istifâde ederek, bunlardan çıkardığı kalıpların içlerini büyük bir sabırla, Yasin ve Bakara gibi sûrelerle dolduran hattatımız, hat san‘atında nev’-i şahsına münhasır bir ekol oluşturmayı başarmıştır.

Üsküdar Yeni Vâlide Cami imâmı Necmeddîn Okyay’ın naklettiğine göre, 1910 senesinde bir gün Üsküdar’a geçmiş olan Sâmî Efendi, namaz için tilmizinin görev yapmakta olduğu cami’e girmiş. O esnâda camide bulunan Mehmed Nûrî Sivâsî’yi üstâd-ı bî-nâzire takdîm eden Necmeddîn Okyay’ın ricâsı üzerine yazılarını tedkîk eden Sâmî Efendi, hayretini gizleyememiş ve açık sözlülüğü ile şu cevabı vermiş: Çıldırmadan yazılmaz.

Gerçekten de büyük bir sabır gerektiren bir sürecin ürünü olan âsârı incelendiğinde, Sâmî Efendi’ye hak vermemek mümkün değildir. Bâb-ı Meşihât menşe’li olduğundan daha ziyâde ta’lik yazı kalıpları kullanmış olan Mehmed Nûrî Sivâsî’nin, genellikle mavi ve vişneçürüğü renkli zemin üzerine üstübeçle yazdığı levhaları arasında en özgün çalışması ise, hiç şüphesiz Türk bayrağının ay-yıldız kombinasyonu üzerine yaptığı çalışma olup müte’addid nüshâsını vücûda getirmiştir.

Vakıf Hat Sanatları Müzesi başta olmak üzere müzelerde ve özel koleksiyonlarda çok sayıda levhâsı bulunan Mehmed Nûrî Sivâsî, hat san‘atında son zamanlarda yaşanan gelişme üzerine bir kez daha hatırlanmış ve “men sabere zafer” kaziyyesinin gerçek birer numûnesi olan âsârı, lâyık olduğu kıymeti kazanmış ve bu platformda da hak ettiği yeri almıştır.

 

Mehmed Nûrî Sivâsî’nin Tüm Eserlerini Görmek İçin Tıklayın

 

 

Kaynakça

Osmanlı Hat Sanatı Tarihi, s. 187;
Zübeyde Cihan Özsayıner, “Yöresel Hattatlarımızdan Mehmet Nuri Sivasî”, V. Milletlerarası Türk Halk Kültürü Kongresi, Ankara, Kültür Bakanlığı, ts, s. 340-342.

 

İsmail Orman, 30 mayıs 2016

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s