Ahmed Bâdî Efendi

Kaltakkıran Mehmed Efendi’nin oğlu olarak H. 1255/M. 1839 senesinde Edirne’nin Kirişhâne Mahallesi’nde doğmuş olan Ahmed Bâdî Efendi, henüz mahalle mektebi sıralarında iken beldesinin önde gelen hattatlarından sülüs, nesih ve rık’a dersleri almağa başlamış, ayrıca Selimiye Cami’ndeki derslere devam ederek fıkıh, hesap, Arapça ve Farsça öğrenmiştir. Ancak babasının vefât etmesi üzerine eğitimine ara vererek, a’ilesinin mâ’işetini sağlamak için hattatlık ve nakkaşlıkla iştigâl etmeğe başlamıştır. H. 1280/M. 1863’te bir akrabasının delâletiyle Edirne Tahrîr-i Arâzî Dâ’iresi’nin hulefâlarından olarak devlet hizmetine girmiş, sırasıyla Filibe, Edirne, Tekirdağ ve Lüleburgaz’da arâzî tahrîr me’mûrluğunda bulunduktan sonra H. 1285/M. 1868’de üçüncü sınıf emlâk muharriri olmuş, ertesi sene de baş-kâtibliğe terfi etmiştir.

H. 1288/M. 1871’de Edirne Tahrîr-i Emlâk Mümeyyizliği’ne ta’yin edilip ardından sırasıyla Yanya, Bosna ve Kastamonu’da görev yapan Ahmed Bâdî Efendi, H. 1300/M. 1883’de Trabzon ve ertesi sene Diyarbekir Vergi ve Tahrîr Müdîriyeti’ne nakledildikten sonra H. 1307/M. 1889’da aynı görevle Edirne’ye dönmüştür. Ancak oğlu Fâ’ik Bey’in Meşrûtiyetçiler safında yer alması nedeniyle jurnallenince Konya Emlâk Müdîri olarak Edirne’den uzaklaştırılmıştır. H. 1319/M. 1901’de Bursa Vergi ve Tahrîr Müdîriyeti’ne nakledilmişse de, burada iken baş gösteren rahatsızlığı nedeniyle H. 1325/M. 1907 senesinde emekliye ayrılmıştır. Tedâvî için gittiği İstanbul’da H. 1328/M. 1910 senesinde vefât etmiş olup Eyüp’de Kırkmerdiven nâmıyla anılan mezarlıkta medfûndur.

Edirne Vilâyeti ve bağlı beldelerin tarihi ile buralardaki eserleri konu alan Riyâz-ı Belde-i Edirne ve Devâyih-i Vilâyet-i Edirne ve muhtelif konuları hâvî Armağan, Masâdır-ı Lîsân-ı Farsî ve Tavzîhü’l-ebvâb alâ Teshîlü’l-hisâb adlı te’lif eserleri bulunmakta olan Ahmed Bâdî Efendi‘nin evvelâ “Râcih” ve daha sonra “Bâdî” mahlâsı ile yazmış olduğı şi’irlerinden oluşan müretteb Dîvân’ı vardır. Birçoğu dest-i hattıyla muhârrer yazma eserlerden oluşan kütüphânesi ise vefâtından sonra oğlu tarafından Edirne’deki Selimiye Kütüphânesi’ne bağışlanmıştır.

 

Kaynakça

Osmanlı Müellifleri, III, ss. 31-32; Osmanlılar Ansiklopedisi, I, s. 110; DİA, I, ss. 46-47; Edirne Hattatları, ss. 606-607.

 

 

 

İsmail Orman, 2 mayıs 2017

Reklamlar