Ta’lik

Sözlük anlamı ile “asılmak, askıya alınmak” manasına ta‘lîk kelimesi, harflerinin geniş kavisli ve asılmış gibi görünmesi sebebiyle bu yazı türüne ismini vermiştir. Genel kanı, tevki‘ ve rika‘ hatlarından alınan ilhamla İran’da geliştirilmiş olduğu yönündeyse de, bazı İran kaynaklarında, İran’da kullanılan eski Avestâ’î ve Pehlevî yazılarından türetildiği ileri sürülmektedir. Ancak detaylı incelendiğinde tevki‘ ve rıky‘ya daha yakın olduğu açıkça görülür. Hatta tevki‘ ve rıka‘ arasında mu’allakta kaldığı için bu yazıya ta’lik dendiğini söyleyenler dahi vardır.

H. 7/M. 13. yüzyıldan itibaren, İran’da hükümdarların ve dinî merkezlerin emrindeki kâtipler tarafından kullanılan yeni bir yazı türü olarak kendini göstermeye başlamış ve kısa zamanda tüm resmî divanlara sirayet etmiş olan ta’lik hattı, sür‘atle yazılabilmesi için bilinen şekil ve ölçülerin dışına çıkması, harfleri birbirinin içine oturduğu, birleşmeyen harflerin de birbirine bağlandığı, nokta ve harekelerin yer yer konmadığı, satır sonlarının yukarı doğru bükülerek nihayetlendiği bu yeni tarzın yazımı kadar okunması da uzun bir alıştırma gerektiriyordu.

Kadim” olarak adlandırılan bu tarz ta‘lik yazanlar kendilerine münşî, yazdıkları metinlere de inşâ demekte idiler.

 H. 8/M. 14. yüzyılda başlayan gelişim evresi, İran kaynaklarına göre Hâce Tâc Selmân-ı İsfahânî veya Hâce Ebü’l-Âl tarafından 16. yüzyılda belli kaidelere ulaştırılmış, aynı yüzyılın sonlarında doğru Abdülhay Münşî Esterâbâdî yahud Hasan bin Hüseyin Ali Fârisî’nin elinde tekemmüle ulaşmıştır. Ancak araştırmacılar, H. 990/M. 1582 senesinde vefat eden İhtiyârüddin Münşî’nin “kadim ta‘lik”i en yüksek seviyeye ulaştıran hattat olduğunda birleşmektedir.

Osmanlı topraklarına Fâtih Sultan Mehmed’in Otlukbeli Savaşı’ndan sonra Tebriz’den İstanbul’a naklettiği sanatkârlarla birlikte girmiş olan kadim ta’lik, bu kişiler tarafından istinsah edilerek saraya hediye edilmiş bazı asarda kullanılmışsa da, zamanla unutulmuştur. Ancak kadîm ta‘lik hattının Osmanlı hat san‘atındaki asıl büyük tesiri, Dîvân-ı Hümâyun’da kullanılmakta olan tevki‘ ve rıka‘ yazıları üzerinde olduğu, bu dönemde geleneksel tavrından uzaklaşmaya başlayan bu iki yazının, kadîm ta‘likin etkisiyle hızlı bir değişim ve gelişime göstererek, divanî adı verilen yeni Osmanlı resmî yazısına dönüştüğü söylenmektedir.

Kadîm ta‘likin günlük işlerde kullanılan, harf birleşimlerini ve nokta işaretlerini ihmalinden dolayı okunması daha da güçleşen şikeste adlı bir başka şekli XIV. yüzyılın sonlarında ortaya çıkmıştır. Ta‘lik hattı resmî yazışmalara mahsus olsa da hüsn-i hat sahasına intikal etmiş sınırlı sayıda örnekleri mevcuttur. Bunlara yazma kitaplarda veya murakka‘lardaki müstakil kıtalarda rastlanmaktadır. 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s