Rıka’

Aklâm-ı sittenin cüzlerinden biri olan rıka’ hattını tevki’ hattının küçüğü olarak tanımlamak mümkündür. Emevîler döneminde idarî kurumların yazışmalarında kâtipler tarafından kullanılmaya başlayan yazıların tadili neticesinde H. 2./M. 8. yüzyılın ortalarında Yûsuf Lakve tarafından ihdas olunan “riyâsî” ve daha sonra “kalemü’t-tevki’ât” adı verilen yazıdan doğmuş olan rıka‘ kalemi, tevki kalemini hemen hemen yarısı ölçüsündedir.

Dîvânü’l-inşâ’daki geniş kullanım alanı sebebiyle gelişmesini ilk tamamlayan yazı tarzlarından biri olan rıka’, tevki hattında olduğu gibi İbn-i Mukle kardeşler tarafından belli geometrik ölçü ve kurallara bağlanmış, İbnü’l-Bevvâb ve nihayet İbnü’l-Hâzin’in elinde klasik ölçülerini kavuşmuştur. Yâkut el-Musta‘sımî’nin kendine özgü şivesiyle girdiği Osmanlı dünyasında Şeyh Hamdullah ve Ahmed Karahisari ekollerinde zirveye taşınan rıka’, bundan sonra hattatların geleneksel olarak öğrendikleri ve fakat san‘at yazısı kullanmadıkları yazılar arasında kalmıştır.

Yazım kuralları ve yazı özellikleri yönüyle tevki‘e bağlı olan rika‘da, tevki‘ kalemine göre harfler daha yuvarlak olup önündeki harfe itişmeyen elif, râ ve vâv gibi harfler diğer harflere bağlanmakta, kelimeler birbirine ilişmekte ve yaklaşmaktadır. Bu birleşme ve toplanma isteği yazıya devamlılık ve akıcılık sağlarken, eğri çizgiler canlılık ve hareket vermekte, harflerin boyu tevki‘ kalemine göre daha kısa ve küçük olduğundan, göze daha zarif görüntü arzetmektedir.

Gözlü harfler kelimenin ortasında ve sonunda gözü belli belirsiz kapalı iken, “lâmelif”in düğümü tümüyle ortadan kalkmıştır. Sâd, tâ harflerinin gözleri ile kelimenin başında ve yalnız yazıldığında ayın harfinin ağzı açık yazılır. “Vâv”ın başı ve kâsesi yuvarlak iken, kuyruğu yukarı doğru yükselir.

Akıcılığı nedeniyle bilhassa hüsn-i hat icâzetnâmelerinde, izin ve tasdik kaydı düşen hattatlar tarafından kullanılması sebebiyle “hatt-ı icâze” de denilmiş olan rıka’ divanlarda resmî kayıt ve yazışmaların, yazma eserlerde asıl metinden ayrı yazılan hüküm, mülahaza, mütala’a, mukabele, semâ‘, temellük, ketebe, ferâğ ve hâtime gibi kayıtlarda kullanılmıştır. Ayrıca Osmanlılar’da kadıların düzenlediği borç ve alım-satım senetleri ile vakfiyelerde de kullanılmış olan rıka’, divanî ve ta‘likin gelişmesi ile bu alanlardan da çekilmiştir.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s