Sünbülzâde Abdülbâkî Efendi

Meşâhir şu’arâdan Sünbülzâde Vehbî Efendi’nin oğlu olrak İstanbul’da doğmuş olan Sünbülzâde Abdülbâkî Efendi, babası sâyesinde iyi bir eğitim aldı. Edebiyât ve şi’ir dersleri aldığı babasından ve daha sonra başka hattatlardan aklâm-ı sitte dersleri aldı. Genç yaşta hulefâlarından olduğu Dîvân-ı Hümâyûn Kalemi’nde de resmî kitâbeti öğrendi. Kalemde nice zaman hizmetten sonra tedricen hâcegân rütbesi ile kisedârlığa kadar yükseldi. H. 1222/M. 1807 senesinde patlak veren Kabakçı Mustafa Kıyâmı’ndan sonra piyâde mukabelecisi olarak kalemden çerâğ edildi.

Ertesi sene tezkîre-i sânî olup H. 1224/M. 1809 senesinin başlarında azil ve Kütahya’da ikamete me’mûr edildi. Daha sonra affedilerek İstanbul’da ikametine müsa’ade edilen Sünbülzâde Abdülbâkî Efendi, H. 1226/M. 1811 senesinde yeniden süvârî mukabelecisi oldu. Ertesi sene tezkîre-i evvel olduysa da, bu mesnedde iken aniden vefât etti. Münşî bir zât olup “hüsn-i hatta akrânına fâ’ik” olduğu menkûl ise de, yazısına tesâdüf edilememiştir. Babası ayarında olmamakla beraber şi’irle de meşgul olmuş ve kendi kütüphânesi için muhtelif dîvân istinsâh etmiş olup Ankara’daki Millî Kütüphâne’de bulunan H. 1218/M. 1808 tarihli Dîvân-ı Aşkî bu cümledendir.

 

Kaynakça

Sicill-i Osmânî, III, s. 300; MKYK, VI, s. 174.

 

 

 

İsmail Orman, 12 nisan 2017

Reklamlar