Şüğlî Ahmed Dede

Dârü’l-hadîs Cami civârında mûkîm olup debbâğlıkla iştigâl eden bir zâtın oğlu olarak H. 1070/M. 1659’da Edirne’de dünyaya gelen Şüğlî Ahmed Dede, evâ’il-i hâlinde baba mesleğine devam ettirmişse de, kaza’en bir eli ile bir ayağını yitirince iş göremez hâle gelmişti. Bunun üzerine yazıya heves ederek, Kevkeb Hâfız Derviş Mehmed Efendi’den sülüs ve nesih meşketmeğe başlamıştır.

H. 1090/M. 1679 yılında icâzet alan ve başka hattatlardan da istifâde ile kısa zamanda hüsn-i hattın kudretli isimlerinden biri hâline gelen Şüğlî Ahmed Dede, ömrünü mushâf-ı şerîf tahrîri ve ta’lîm-i talebe ile geçirerek, H. 1140/M. 1727 yılında, yetmiş yaşında olduğu hâlde vefât etmiştir. Bektâşî Târikatı’na mensûb derviş-meşreb bir zât idiği menkûldür.

Şi’ir ile de meşgul olup ve müntesibi bulunduğu Bektâşî Târikatı’nı konu alan şi’irler yazmış olan Şüğlî Ahmed Dede’nin bu özelliğini, kâfiyeli yazmış olduğu ketebelerinde de görmek mümkündür. Timurtaş Mescidi ile Saruca Paşa Cami’nde hilye-i sa’adetleri bulunmakta olan hattatın müze ve özel koleksiyonlarda da levhalarına rastlanmaktadır.

Edirne’de bir hayli hattata icâzet verdiği bilinmekte olan Şüğlî Ahmed Dede’nin önde gelen tilmizleri arasında Edirnevî Seyyid Süleyman Efendi, Edirnevî Abdullah Efendi, Ketânîzâde Ahmed Efendi, Ketânîzâde Mehmed Efendi, Mehmed Emîn Efendi, Seyyid Mehmed Efendi ve Mustafa Subhî Efendi’yi zikredebiliriz.

 

 

 

Kaynakça

Devhâtü’l-küttâb, s. 69; Tuhfe-i Hattâtîn, s. 84; Belde-i Edirne, II, ss. 369, 499; Meşhur Hattatlar, s. 133; Edirne Hattatları, ss. 633-634; Edirne Tasavvuf Kültürü, ss. 419-420.

 

İsmail Orman, 2 ocak 2018

Reklamlar