Seyyid ebû-Bekir Ağa

Hattâtînden Merzifonlu Seyyid Mehmed Hilmî Ağa’nın oğlu olarak İstanbul’da dünyaya gelen Seyyid ebû-Bekir Ağa, babasının vefâtında pek küçük yaşta olduğundan annesi ile beraber Merzifon’a gitmiş, sıbyân mektebini orada ikmâl eyledikten sonra Sultân Mahmud Hân-ı Sânî’nin ilk zamanlarında tekrar İstanbul’a giderek Enderûn-ı Hümâyûn’a dâhil olmuştur.

Buradaki eğitimi esnâsında Kütahyalı Mahmud Râcî Efendi’nin tilmizlerinden Mehmed Emîn Rüşdî Efendi’den sülüs ve nesih meşkederek, H. 1233/M. 1818 yılında icâzet almış olan Seyyid ebû-Bekir Ağa, Enderûn-ı Hümâyûn’daki tahsîlini tamamladıktan sonra Hazîne-i Hassa’ya girmiş, tedrîcen baş-kullukcu ve Ömer Ağa’nın H. 1241/M. 1826’deki vefâtında baş-çukadâr olup Şevval-1243/Nisan-Mayıs-1828’de azledilmiştir.

Bir müddet ma’zûl hâlde Mabeyn-i Hümayûn’da bulunduktan sonra Rebi’ü’l-evvel-1244/Eylül-1828’de kahvecibaşı olan Seyyid ebû-Bekir Ağa, H. 21 Receb 1245/M. 6 Ocak 1830 tarihinde de Hazîne-i Hümâyûn Kethüdalığı’na ta’yin edilmiştir. H. 1247/M. 1831-1832 senesinde silâhdârlık makamının lağvedilmesi üzerine görevi Enderûn-ı Hümâyûn Nezâreti’ne tahvîl edilmiştir.

Bu mesnedde iken H. 1251 senesinin Ramazan ayında(M. Ocak-1836) vefât ederek, Eyüp’de Mihrişâh Vâlide Sultân İmâreti’nin avlusuna defnedilmiş olan Seyyid ebû-Bekir Ağa, hayır sâhiblerinden olup İstanbul’un muhtelif yerlerinde çeşmeler, Merzifon, Hasankale ve Erzurum’da da birer cami’ yaptırmıştır. Hüsn-i hattaki mahâreti meşhur olmakla beraber âsârına tesâdüf edilememiştir. Öte yandan 1768’den 1818 senesine kadar olan Osmanlı tarihini işlediği Vak’a-i Cedîde adlı te’lif eseri vardır.

 

 

 

Kaynakça

Kebecizâde; Sicill-i Osmânî, I, ss. 185-186; Osmanlı Mü’ellifleri, III, s. 12.

 

İsmail Orman, 14 şubat 2018

Reklamlar