Şeyh Seyyid ebû-Bekir Efendi

İstanbullu olan Şeyh Seyyid ebû-Bekir Efendi, “Du’âcı Şeyh” nâmıyla ma’rûf amcası Derviş Ahmed Efendi’den sülüs ve nesih meşkederek icâzet almıştır. Me’zûn olduktan sonra Bâb-ı Kazaskerî-i Rumeli muhzırlarından olup nice zaman hizmetten sonra hâcegânlıkla Matba’a-i Amire Kitâbeti’ne ta’yin edilmiştir.

Bir aralık matbâh emînliği de yapan Şeyh Seyyid ebû-Bekir Efendi, müntesiblerinden olduğu Kadırî Târikatı’ndan hilâfete nâ’il olunca devlet hizmetinden çekilerek, Fatih’deki Ağaçayırı Tekkesi’nin meşihâtını uhdesine almıştır. İrşâd ve zikir meşgul iken H. 1219/M. 1804 senesinde vefât ettiğinde dergâhın hazîresine defnedilmişse de, bugün mezarı mevcut değildir.

Hattatlığının yanısıra tîrendâzlıkda da hayret verici şekilde mâhir olan Şeyh Seyyid ebû-Bekir Efendi, H. 1183/M. 1769-1770’de 1011 geze ok atmakla, nâmına menzil taşı diktirmişti. Ama bu menzil bi’l-ahâre bozulunca yeni bir menzil almak arzusuyla H. 1203/M. 1788-1789’da yeniden kemâna sarılmış, ancak ihtiyârlığı nedeniyle muvaffâk olamamıştı. Ancak Ankara’daki Millî Kütübhâne’de bulunan H. 1213/M. 1798-1799 tarihli İlm-i Hâl adlı eseri, hüsn-i hattaki kudretinden herhangi bir şey kaybetmemiş olduğuna delâlet etmektedir.

 

 

 

Kaynakça

Devhâtü’l-küttâb, s. 65; Tuhfe-i Hattâtîn, s. 137; Okçuluk Tarihi, ss. 178-179.

 

İsmail Orman, 15 şubat 2018

Reklamlar