Nefeszâde Seyyid İsmâ‘il Efendi

Türk hat san‘atı tarihinin en önemli kaynak eserlerinden biri olan Gülzâr-ı Savâb’ın mü’ellifi Nefeszâde Seyyid İbrahim Efendi’nin akrabasından olan Nefeszâde Seyyid İsmâ‘il Efendi, hüsn-i hattı Hâlid Erzurumî’den meşkederek icâzet almıştır. Başlarda kendine özgü bir tarz geliştirmek için sarf-ı gayret etmişse de, bilâhare Şeyh Hamdullah vadisinde karar kılıp emsâlsiz bir hattat haline gelmiştir. Ancak Müstakimzâde’nin ifâdesine göre, “koca göbeği, yazı altlığını dizine yerleştirmesine mânî olduğu için” Şeyh Hamdullah seviyesine erişememiş olan Nefeszâde Seyyid İsmâ‘il Efendi, nice âsâr-ı nefîseye ketebe düştükten sonra H. 1090/M. 1679-1680 senesinde vefât etmiştir. Kaynaklarda medfeni hakkında bir bilgi mukayyed değildir.

Yazısı zaman zaman Şeyh Hamdullah’ınkinden tefrîk edilemeyen Nefeszâde Seyyid İsmâ‘il Efendi’nin günümüze intikal edebilmiş üç mushâf-ı şerîfinden ikisi Türkpetrol Vakfı Kütüphânesi’nde, (nr. 65 ve 173) ve biri Sakıp Sabancı Müzesi’nde bulunmaktadır(nr. 261). Hâfız Osman’la müştereken yazdığı bir mushâf cüzü ise Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphânesi’ndedir(EH, nr. 427). Sülüs ve nesihle muharrer bir meşki Ekrem Hakkı Ayverdi hat koleksiyonunda bulunan hattatın tarihsiz bir çifte kıt‘asına da Şevket Rado tesâdüf etmiştir.

Şeyh Hamdullah ekolündeki kudreti nedeniyle Hâfız Osman’ın mu’allim-i sânîsi olan Nefeszâde Seyyid İsmâ‘il Efendi’nin, onun çığır açan üslûbunda büyük etkisi olduğunda, konunun mütehassısları hem-fikirdirler. Nitekim meşâhir-i hattâtînden Sâmî Efendi dahi, Hâfız Osman’ın “hüsn-i hattın dekayıkına onunla tanıştıktan sonra vâkıf olduğu” kana’âtini dile gitmiştir.

Yüzlerle ifâde olunan diğer tilmizleri arasında Eyyûbzâde Mehmed Efendi, Acem lâkabıyla ma’rûf Ahmed Nâdî Efendi, Hâfız Mehmed Efendi, Fetvâ Emîni Mehmed Selîm Efendi, Hüseyin Cân, Mi‘râciyye sahibi Osmân Na’tî Dedeefendi, Beddâvîzâde Süleyman Efendi, Şeyh Mehmed Molla, Âhenî Mehmed Çelebi, Süleyman Efendi, Mehmed Enîs Efendi, Mîr Mehmed Efendi, Mehmed Şevkî Efendi, Küçük Çelebi Mehmed Efendi, Şeyh Mehmed Şuhûdî Efendi, Muhammed Sırrüddîn Mısrî ve Mustafa Nigâhî Efendi’nin esâmîsi bâkî kalmıştır.      

 

 

 

Kaynakça

Sicill-i Osmanî, I, s. 354; Devhâtü’l-küttâb, s. 132; Tuhfe-i Hattâtîn, s. 129; Hat ü Hattâtân, s. 102-103; Türk Hattatları, s. 102; Meşhur Hattatlar, s. 116; Hat Sanatı Tarihi, s. 49; DİA, 32, s. 523; Portakal Sanat ve Kültür Evi, 4 Aralık 2011, s. 206.

 

İsmail Orman, 8 mayıs 2016

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s