Mustafa Râkım Unan

Bakkal Ârif Efendi’nin oğlu olarak H. 1291/M. 1873-1874 senesinde Filibe’de doğmuş olan Mustafa Râkım Unan, tarihlere “93 Harbi” olarak geçen, 1877-1878 Osmanlı-Rus harbinde a’ilesi ile birlikte İstanbul’a göçmüştür. İbtidâ’î ve rüşdî tahsîlini tamamladıktan sonra Vefâ İ’dâdîsi’ne girmiş, me’zûn olduktan sonra bir müddet mekteblerde hüsn-i hat ta’limiyle meşgul olmuştur. Ayrıca babasının son zamanlarında yaşadığı rahatsızlık nedeniyle H. 1323/M. 1909’dan itibaren Nûr-ı Osmâniyye Cami’ndeki meşkhânenin mu’allimliğine de vekâlet etmiştir.

Ancak babasının vefâtından sonra mu’allimlikten azledilince, Yalova’ya giderek senelerce orada me’mûriyette bulunmuştur. Cumhuriyet’in ilânından sonra tekrar İstanbul’a dönerek Sıhhiyye Müdîriyeti’nde muhâsebe mümeyyizi olarak görev alan Mustafa Râkım Unan, daha sonra İstanbul Üniversitesi muhâsebeciliğine nakledilmiş ve yaş haddinden teka’üde sevkedilene kadar görev yapmıştır. Kâmil Akdik’in vefâtından sonra Güzel Sanatlar Akademisi’ne hüsn-i hat mu’allimi olmuşsa da, H. 26 Cum‘ade’l-âhire 1368/M. 25 Nisan 1949 tarihinde vefât etmiştir. Edirnekapısı Kabristânı’nda medfûn bulunan babasının civârına defnedilmiştir.

Hüsn-i hatta babası ayârında bir kudret ibrâz edememiş olan Mustafa Râkım Unan’ın, babasının mezartaşı için yazmış olduğu kitâbeyi, Hazret-i Bakkal’ın şânına lâyık görmeyen Sâmî Efendi’nin, âdeta yeniden yazarcasına kalem-i tashîhinden geçirdiği bilinmektedir. Nitekim babasından vefâtından sonra mezkûr görevden azledilince yazı ile fazlaca ilgilenmemiştir. Ancak hat sanatına dâ’ir engin bilgisi vardı. Nitekim meşkhânedeki mesâ’îsi esnâsında Mâcid Ayral ve Mahmud Yazır’ı yetiştirmiş, Güzel Sanatlar Akademisi’nde de bilgilerini öğrencilerine aktarmaktan imtinâ etmemiştir.

Süleymâniye Kütüphânesi’nde H. 1325/M. 1907 tarihli “el-Hakku ya’lü velâyu’li aleyh” ibâresini hâvî sülüs levhâsı(DB. no: 71) bulunan Mustafa Râkım Unan’ın, özel koleksiyonlarda da yazılarına rastlanmaktadır.

 

 

 

İsmail Orman, 1 eylül 2017

Reklamlar