Mustafa Cihângîrî

İbrahim Efendi’nin oğlu olarak İstanbul’un Cihângîr semtinde dünyaya gelmiştir. Bu münâsebetle hattâtîn meyânında “Mustafa Cihângîrî” ismiyle şöhret bulmuştur. Hüsn-i hattı Hüseyin Hablî’nin meşkederek icâzet almış, kabiliyeti ile bilhassa celî sülüste üstâd mertebesine erişmiş idi. Bu nedenle Sadrazâm Hekimzâde Alî Paşa’nın yaptırdığı cami’in yazıları 1000 kuruş kalem pahasına ona sipâriş edilmişti.

Mevsukan mervîdir ki, bu işle meşgul olduğu eyyâmda, bir gün yazıları denetlemek üzere cami’e ziyârete giden Mustafa Cihângîrî, bir zâtın kendisine “bu yazılar kimindir?” diye sorması üzerine, “benimdir” diye cevap verir. O an arkalarından bir sesin, “sağlıkla yazma!” diye seslendiğini duyunca dönüp bakarlar, ama kimseyi göremezler.

Bu olaydan sonra yazıdan soğuyup bir daha eline kalem almadığı söylenen Mustafa Cihângîrî, baba mesleği olan çubuk ve geçme imâli ile meşgul olmağa başlamış ve bu hâl üzere iken H. 1166/M. 1752 senesinde İstanbul’da vefât etmiştir. Öte yandan yüklü bir atiyye veyâ mansıb beklediği Hekimzâde Alî Paşa’nın cami inşâ’âtı bitmeden azledilerek sürgüne gönderildiğinden, emeline nâ’il olamadığı için yazıdan soğuduğu rivâyet edilmektedir.

 

 

Kaynakça
Devhatü’l-küttâb, s. 33; Tuhfe-i Hattâtîn, s. 521; Türk Hattatları, s. 149.

 

 

İsmail Orman, 21 nisan 2017

Reklamlar