Mehmed Tâhir Efendi

Türk hat san‘atı tarihinin en müstesna simâlarından biri olan Mahmud Celâleddîn Efendi’nin tilmiz-i hassı Mehmed Tâhir Efendi, hocasının mukallidi olarak üslûbunun devamına hizmet etmiş fevkalade kudretli bir hattat olmağla beraber, hayatına dâ’ir ma’lûmâtımız neredeyse yok gibidir. Babasının adının Ahmed olduğunu, âsârına düştüğü ketebelerden öğrenmekteyiz.

Tahsîli ve Mahmud Celâleddîn Efendi’ye ne zaman bağlanıp icâzet aldığı hakkında bir bilgi bulunmamaktadır. Hayli zaman Nur-ı Osmaniye Cami’nin hitâbet hizmetinde bulunmuş ve H. 1262/M. 1846 senesinde vefat ederek, Eyüp’ün Kırkmerdiven mevki’nde Hâkim Kutbeddîn Mektebi civârına defnedilmiştir. Ancak bugün mezkûr mahalde nâmına dikilmiş bir mezartaşı bulunmamaktadır.

Hâkkâkzâde Mustafa Hilmi Efendi‘nin hattı ile muhârrer Tezkîre-i Hattâtîn’de de beyân edildiği üzere “celî yazıda üstâdına fâ’ik” olan Mehmed Tâhir Efendi, “Celâleddîn-i sânî” ünvânına bî-hakkın lâyık bir hattat idi. Nitekim bu kudretine istinâden şehzâdelik eyyâmında Sultan Abdülmecîd’e hüsn-i hat dersleri vermiş ve cülûsundan sonra da “mu‘allim-i hatt-ı sultânî” ünvânını elde ederek, müstehâk olduğu ihsâna kavuşmuştu. Buna mukabil temsîl ettiği üslûb Mustafa Râkım Efendi’ninki karşısında tutunamamış ve bir diğer mümessili olan Sultan Abdülmecîd zamanında, ona hurmeten bir müddet daha devam etmişse de, onun ölümünü müte‘akiben hat san‘atı tarihinde, ağırbaşlı karakteri ile dikkati çeken kuru bir dal olarak yerini almıştır.

Hâlen Türk ve İslam Eserleri Müzesi’nde bulunan hilye-i sa’adeti gibi, nefis hattıyla muharrer nice âsârı müze ve özel koleksiyonları süsleyen Mehmed Tâhir Efendi’nin Galata’dan Kasımpaşa cihetine açılan kapı yakınındaki Kapıüstü Mescidi’nin hutûtunu da yazmış olduğu menkûldür. Öte yandan İbnülemin’in Üsküdar Harem İskelesi’ndeki Defterdâr Cami’nin yazılarını ona mâletmesi doğru değildir. Zirâ o yazılar, caminin bânîsi olan Defterdâr Mehmed Tâhir Efendi’ye aittir.

Sultan Mahmud Hân-ı Sânî‘nin türbesindeki H. 1257/M. 1841 ve özel koleksiyonda bulunan H. 1243/M. 1826 tarihli Kur’an-ı Kerîm’leri ile hatt-ı nesihteki kemâlini de ispât eylemiş olan Mehmed Tâhir Efendi’nin, Sultan Abdülmecîd’in ihsânıyla, son zamanlarında Hac vazîfesini ifâ eyleme şansı bulmuş olduğu nakledilmektedir.

Mu‘allim-i hatt-ı sultânî” ünvânına sahip olmasına ve nice âsâr-ı bedi’â yâdigâr bırakmasına rağmen, Mehmed Tâhir Efendi’nin terceme-i hâlinin bu derece ihmâl edilmiş olması, Mustafa Râkım Efendi gibi, Türk hat san‘atı tarihinde çığır açmış muhteşem bir hattatın gölgesinde kalmış olmasının sonucudur. Ancak bu durum, onun kudretini asla izâle edemez.

 

Mehmed Tâhir Efendi’nin Tüm Eserlerini Görmek İçin Tıklayın

 

 

Kaynakça

Son Hattatlar, s. 342; Türk Hattatları, s. 205; Hat Sanatı Tarihi, s. 135; Hat ü Hattâtân, ss. 168-169; Meşhur Adamlar, s. 139.

 

İsmail orman, 4 haziran 2016

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s