Mâcid Ayral

Macid Ayral (Son Hattatlar'dan)
Macid Ayral (Son Hattatlar’dan)
Şehremâneti Zıbhiye(Mezbaha) İdâresi Müdürü Zühdî Bey’in oğlu olarak R. 29 Mart 1307/M. 11 Nisan 1891 tarihinde İstanbul Beylerbeyi’nde doğmuş olan Mâcid Ayral, ilk tahsîlini Beylerbeyi’ndeki Mekteb-i Hamîdî’de tamamladıktan sonra girmiş olduğu Üsküdar İ’dâdîsi’nden, son sınıfta yaşadığı sağlık sorunları ayrılmak zorunda kalmıştı.

H. 1324/M. 1908 senesinde bi’l-imtihân Evkaf Nezâreti Hey‘et-i Teftîşiyye Kalemi’ne ta’yin olunan Mâcid Ayral, Devlet-i Osmâniye’nin R. 1339/M. 1923 senesindeki lağvında, son me’muriyeti olan İstanbul Polis Müdiriyeti Sicil Mümeyyizliği’nden ayrılmak zorunda kalınca Bâb-ı Âlî Caddesi’nde bir yazıevi açtı. Harf İnkılabı’nda o işi devam ettirme şansı kalmayınca da Ankara’ya giderek, Vilâyet Meclis-i Umûmî Kitâbeti’nde me’muriyete başladı. Başkâtib iken emekliye ayrılınca, 1953 senesinde İstanbul’a döndü.

1955 yılında Bağdat Güzel San‘atlar Akademisi’nin daveti üzerine hüsn-i hat dersleri vermek üzere Irak’a giden Mâcid Ayral, Türk hat san‘atının burada da te’sisleşmesine önayak olan verimli bir çalışma devresinin ardından 1959 senesinin Temmuz ayında Türkiye’ye döndü.
Nezâketi ve kibârlığı ile tanınan, her dâ’im şık giyimi ile dikkati çeken Mâcid Bey, bundan sonraki zamanını yazı yazmak ve eski eserleri incelemekle geçirmiş ve 19 Mart 1961 tarihinde bir kalp krizi sonucu vefât etmiştir. Karacaahmet’te medfûndur.



Hüsn-i hat sahasına ilkmekteb çağında Şefîk Bey’in şâkirdlerinden olan Mekteb-i Hamîdî yazı hocası Alî Rızâ Bey’den aldığı meşklerle girmiş olan Mâcid Ayral, daha sonra komşularından Enderûn-ı Hümâyûn Mektebi’nin hat hocası Ahmed Râkım Boren’den istifâde etmişti. Me’mûriyete devam ettiği eyyâmda da, babasının teşvîkiyle Medresetü’l-hattâtîn’e girmiş, göstermiş olduğu başarıya istinâden, me’zûniyetinde bir altın sa’atle taltif edilmişti.

Medresetü’l-hattâtîn’deki tahsîli esnâsında Tuğrakeş İsmâ‘il Hakkî Altunbezer’den aldığı derslerle sülüs ve celî sülüste mâhir bir hattat hâline gelen Mâcid Ayral, bilhassa Şefîk Bey’e ait kıt‘a ve murakka’lardan faydalanarak, onun yolunda şaşırtıcı bir kudrete ulaşmıştır. Daha ziyâde Sâmî Efendi’nin üslûbunu benimsemiş olduğu celî sülüsle yazmış olduğu İstanbul’daki Şişli, Levent, Şile, Bebek, Yeşilköy, Murad Paşa, Kamer Hatun, Seyyid Ahmed ve Arap camilerindeki yazıları ise kaleminin kudretine delîldir.

Bunların dışında Bayezid’deki erkek ve kız mekteblerinin levhâlarını, Balmumcu’daki çeşmenin üzerindeki su âyetini, Evkaf-ı İslâmiyye Müzesi’nin ilk levhâsını, Dâvûd Paşa Cami’ndeki bazı yazıları ve İstanbul’un fethinin 500. sene-i devriyesi münâsebetiyle Topkapısı’na asılan kitâbeyi kaleme almış olan Mâcid Ayral âsârına genellikle “Mâcid” imzâsıyla ketebe koymuşsa da, bilhassa erken tarihli eserlerinde “Hüseyin Mâcid”, “Abdü’l-mâcid”, “Mâcid bin Zühdî” imzalarını kullandığı da tesbit edilmiştir.

 

Mâcid Ayral’ın Tüm Eserlerini Görmek İçin Tıklayın

 

 

Kaynakça

Son Hattatlar, ss. 179-182; Uğur Derman, “Vefâtının Yirminci Yıldönümünde Mâcid Ayral”, Sandoz Bülteni, 2, İstanbul 1981, ss. 7-12.


 

İsmail Orman, 10 ekim 2016

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s