Kevkeb Hâfız Derviş Mehmed Efendi

Türk hat san‘atında Hâfız Osman’ın en başarılı mukallidlerinden biri olarak şöhret bulmuş olan Derviş Mehmed Efendi’nin nesebi ve memleketi hakkında bir bilgi yoktur. Genç yaşında olduğu hâlde eğitim için Anadolu’dan Edirne’ye göçtüğü, hıfzını burada tamamlayıp hâfız olduğu bilinmektedir. Sesinin güzelliği ve dinleyenleri kendinden geçirecek kadar latîf edâsı ile zamanının nâmlı huffâzı arasına ismini yazdırmayı başarmış olan Derviş Mehmed Efendi’nin şöhreti İstanbul’a kadar ulaşmış, gözündeki seğirme yüzünden yakıştırılan “Kevkeb Hâfız” lâkabı, ismini neredeyse unutturmuştu.

Herhangi bir görevde istihdâm edildiğine dâ’ir kaynaklarda bir bilgi verilmediği için, mâ’işetini daha ziyâde yazıdan te’min eylemiş olduğu anlaşılan Kevkeb Hâfız Derviş Mehmed Efendi, 1716 yılında Edirne’de vefât etmiştir. Ancak nereye defnedildiği tesbit edilememiştir. Halvetî meşâyihinden Yoğurtçular Tekkesi şeyhi Mustafa Efendi’nin müntesiblerinden olup hilâfetine nâ’il olduğu bilinmektedir.

Sülüs ve nesihi Edirne’de ikamet ettiği esnâda bizzât Hâfız Osman’dan meşkederek icâzet almış olan Kevkeb Hâfız Derviş Mehmed Efendi, hasletindeki istidâd ile kısa zamanda hocasının yolunda şaşırtıcı bir kudrete erişmişti. Bu başarısı ile Hâfız Osman üslûbunun Edirne’de yayılmasına ve yetiştirmiş olduğu Kubûrîzâde Abdurrahmân Rahmî Efendi, Abdullah Vefâ’î Efendi, Şüğlî Ahmed Dede, Bosnavî Süleyman Efendi, Kâtibzâde Mehmed Refi’ Efendi, Sa’atcizâde Ahmed Efendi, Konevî Seyyid Ahmed Efendi, Şeyh Seyyid Hasan Efendi, Mehmed Dede, müstâhlef olduğu Şeyh Mustafa Efendi, Üsküdârî Halîl Efendi gibi değerli hattatlar vâsıtasıyla devam etmesine hizmet etmiştir.

Türk İslam Eserleri Müzesi’nde mushâf-ı şerîfi(no. 195) ile du‘a mecmu‘ası(no. 4247) bulunan Kevkeb Hâfız Derviş Mehmed Efendi’nin neşrettiğimiz eseri, hocasına şânına lâyık şâkirdlerinden olduğuna delâlet etmektedir. Bununla birlikte, hocasına mushâf yazdırmak isteyen bir zâtı, “O artık yaşlandı, hızlı yazamıyor! Ben hem çabuk, hem de daha güzel yazarım” sözleriyle ikna ederek, sipârişi kendi üzerine almış olduğu menkûldür. Ne yazıkki bu vak‘a hocasının kulağına gitmişti. Belki de onun kırgınlığından dolayı, yazmağa başladığı mushâfta kullandığı kalemi açmak isterken parmaklarını kesen Kevkeb Hâfız Derviş Mehmed Efendi, sipârişi tamamlayamadığı gibi, bir yıl yazı yazamamış ve o nüshâ-i mübârekeden kazanacağı meblâğın birkaç mislinden mahrûm kalmış idi: Er-rızkı al-Allah!    

 

 

Kaynakça

Tuhfe-i Hattâtîn, ss. 483-484; Devhâtü’l-küttâb, s. 110; Hat ü Hattâtân, s. 150; Türk Hattatları, ss. 122-123; Meşhur Hattatlar, s. 133; Hat Sanatı Tarihi, s. 71; Edirne Hattatları, s. 313.  

 

İsmail Orman, 10 temmuz 2016

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s