İzzetzâde Mehmed Sa’id Bey

Rum Mehmed Paşa ahfâdından Sadrazâm İzzet Mehmed Paşa’nın, bir hanımsultandan doğma oğlu olarak İstanbul’da dünyaya gelmiştir. Bu nedenle İzzetzâde Mehmed Sa’id Bey olarak tanınmıştır. Babasının dâ’iresinde fevkalade bir tahsîl ve terbiye görmüştür. Bu esnâda babasının dîvân katibi olan İbrahim Nazîf Efendi’den aklâm-ı sitte meşkederek icâzet almıştır. Eğitimini tamamladıktan sonra babasının delâletiyle dîvân kalemlerinden birine hulefâ olduğu gibi, “Rif‘at” mahlâsını elde etmiştir.

Babasının H. 1189/M. 1775 senesinde sadârete nasbında mîr-âhûr-ı sânî ve ardından kapıcıbaşı olan İzzetzâde Mehmed Sa’id Bey, ardından dört def‘a kapıcılar kethüdâsı ve üç def‘a mîr-âhûr-ı evvel olmuş, H. 1226/M. 1811 senesinde bu görevde iken, Sadrazâm Yusuf Ziyâ Paşa’dan mühr-i hümâyûnu almak üzere orduy-ı hümâyûna gönderilmiştir. Ancak mührü aldıktan sonra rahatsızlanarak, ordugâhda vefât etmiştir. Na’şının bilahâre İstanbul’a nakledildiği bilinmekteyse de, nereye defnedildiği tesbit edilememiştir.

İbnülemin, İzzetzâde Mehmed Sa’id Bey’in celî sülüs ile yazdığı H. 1215/M. 1800 tarihli Kelime-i Tevhîd levhâsının, Mercan’daki Alî Paşa Cami’nin pencerelerinden birinin iç tarafına atılmış olarak gördüğünü, daha sonra sorduğunda da dolapda mahfûz olduğunun beyân edildiğini nakletmektedir

Reklamlar