İsmâ‘il Zühdî Efendi

Türk hat san’atının en mümtâz sîmâlarından biri olan Mustafa Râkım Efendi’nin ağabeyi ve üstâdı olan İsmâ‘il Zühdî Efendi, Ünyeli Mehmed Kapudân’ın oğlu olup Ünye’de doğmuştur. Velâdetinin ve İstanbul’a gidişinin hangi tarihte vuku bulduğu ma’lum değildir. Tahsîl-i ilmin yanında hıfzını ikmâl eylemiş olduğu ve bu esnâda hüsn-i hatta hevesle, Eğrikapılı Mehmed Râsim Efendi’nin şâkirdânından Ahmed Hıfzî Efendi’den aklâm-ı sitte meşketmeye başlamış olduğu bilinmektedir.

Tahsilini itmâm eyledikten sonra ne yaptığı hususunda tarihî kaynaklar ne yazıkki suskun kalmaktadır. Usûlen de olsa ilmiye sınıfına alınmamış olması medrese tahsîli görmediğine işâret etmektedir. Muhtemelen icâzetini aldıktan sonra kendini tümüyle yazıya hasretmiş veya en azından bir mektebin hat mu’allimliğini der-uhde etmiş olduğu anlaşılmaktadır.

Hüsn-i hat vadisinde ilerlemeyi tercih etmiş olması, gerçekten de Osmanlı hat san’atı tarihinde çığır açan bir gelişme olmuştur. Zirâ, celi kaleminde tekemmül için yine Eğrikapılı şâkirdânından Edirnevî Mehmed Emîn Efendi’nin ve Mehmed Sâmî Efendi’nin dersine devam ederek aklâm-ı sittede bî-nâzir bir hattat hâline gelen İsmâ‘il Zühdî Efendi, gayretinin semeresini ise Dîvân-ı Hümâyûn kâtibleri zümresine iltihâkla görmüştür.

Bu mesnedde de kısa zamanda sivrilerek, Sultan Mustafa Hân-ı Sâlis zamanında ilâve olarak Enderûn-ı Hümâyûn gılmânının hüsn-i hat mu’allimliğine nasbedilmiş olan İsmâ‘il Zühdî Efendi, her iki görevi de H. 1 Şevvâl 1221/M. 12 Aralık 1806 tarihinde vuku bulan vefâtına değin uhdesinde bulundurmuştur. Pek az hattata nasip olan bu iki pâyeyi ömrünün sonuna değin taşımaya muvaffâk olan Zühdî Efendi, hüsn-i hattaki mevki-i âl ü lâli ile zamanının “reisü’l-hattâtîn”i addedilmiş ve daha sağlığında iken bir hayli muteber olmuştu.

Hatta bu itibâr ölümünden sonra da devam etmiş ve bu değerli hattatın Edirnekapısı Kabristanı’nda bulunan mezarı, hattatların en makbul ziyâretgâhı hâline gelmişti. Mezartaşının hem baş, hem de ayak şâhidesinde – olağan uygulamanın hâricinde olarak – kitâbeler bulunmaktadır. Her iki kitâbe de kardeşi Mustafa Râkım’ın dest-i hattı olup

Rahmetullahi te‘alâ

Kâtibü’s-sarayü’s-sultanî ve hazîn-i kelâmü’l-rabbanî reisü’l-hattâtîn merhûm İsmâ’ilü’z-Zühdî Efendi rûhu içün Fâtihâ. Sene 1221

Ketebe Râkımü’l-ma’rûf âhiyyü’l-merhûm

yazısını hâvi olan baş şâhidesi kalın sülüsle,

Rûhiyçün lillâhi’l-Fâtihâ

Dirigâ hoş-nüvisân-ı zamanın Zühdî-i üstâd

Vefât etdi kim âsârile zeyn olmuşdu her mahfil

Kalem dûd-i dilin kıldı mürekkeb yazdı tarihin

Kuburu eyledi Hattat Zühdî ah kim menzil

Yevmü’l-îd fî 1221

Ketebe Râkımü’l-medâris gufirelehü ve’l-âhiyyü’l-merhûm

metnini ihtivâ eden ayak şâhidesi* ise celî ta’likle yazılmıştır.

Mustafa Râkım’ın, aklâm-ı sittede zamanının “Hâfız Osman”ı addedilen ağabeyi için neden böyle farklı bir uygulamayı tercih ettiği bilinmez. Ancak baş şahidesine hakkedilmiş kitâbenin hikâyesi son derece ilginçtir. Necmeddîn Okyay’ın, hocası Bakkal Ârif Efendi’den dinlemiş olduğu hikâyeye göre, Mustafa Râkım, bu kitâbenin kalıbını hazırladığı günün gecesi rüyâsında ağabeyini görmüş. Yazmış olduğu kalıbı inceleyen İsmâ‘il Zühdî Efendielifleri cılız yapmışsın, onlara birer kaftan giydir!” diye kardeşini uyarmış. Bunun üzerine sabah kalktığında yazı kalıbını tekrar inceleyen Râkım Efendi, eliflerin gerçekten de zayıf kaldığını farkederek, kaleminin hakkını verip eliflere birer kaftan giydirmiş.

Mustafa Râkım’ın, Türk hat san’atında yeni bir çığır açacak olan üslûbunu bu rüyâdan etkilenerek geliştirmiş olduğuna inanıldığından, sonraki yılların büyük hattatları için de önemli bir ilhâm kaynağı olan bu şâhide, gerçekten de Türk hat sanatı tarihinde müstesna bir mevki’e sahiptir. Hatta Sâmî Efendi, Hatib Ömer Vasfî Efendi ve Necmeddîn Okyay gibi son devir Osmanlı hat san’atının mümtâz hattatların terekelerinden bu kitâbenin kalıplarının çıktığı dahi rivâyet edilmektedir. Her hâlde İsmâ‘il Zühdî Efendi’nin bir ilhâm da kendilerine vermesini ümid ediyorlardı. Sâmi Efendi’nin ondan bir ilhâm alıp almdığı bilinmez. Ancak kendisine hediye edilen bir murakka’ının sanatında büyük tesiri olduğu ma’lumdur.

Bu kadar ilgi ve alâka sonucu doğal olarak mevcûdiyeti de tehlikeye düşmüş olan bu şâhide, son zamanlarda demir bir kafes içine alınarak muhâfaza edilmeye çalışılmıştır. Ancak bu hâliyle dahi günümüz erbâb-ı hattın en muteber ziyâretgâhı olma özelliğini sürdürmektedir. Ve şüphesiz her dâ’im de sürdürecektir. Zirâ Mustafa Râkım’ın bir rüyâ ile ağabeyini de ortak etmeye çalıştığı başarısında, gerçekten de İsmâ‘il Zühdî Efendi’nin payı son derece büyüktür. Sadece onun yetişmesine katkı sağlamış olmakla da yapmamıştır bu işi. Çünkü aklâm-ı sittede ve bilhassa celî sülüste kendine mahsus şivesi ile başlı başına bir ekol hâline gelen Zühdî Efendi, Hâfız Osman ekolünün zirvesini, zamanında tek başına işgâl etmekle kalmamış, Türk hat san’atının tekemmülü içinde en önemli mihenk taşlarından biri olmuştur.

Elinden bozuk harf çıkarmayacak derecede kudretli bir hattat olan İsmâ’il Zühdî Efendi‘nin, kardeşine rüyâda ta’lim ettirdiği üslûbu, sağlığında da kulağına fısıldamış olması mümkün olabilir mi? Kardeşi ile mukayese edildiğinde, yazısının onun tarafından teşkîl olunacak yeni tarzın hazırlayıcısı olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Belki kader tecellî etmeyip de ömrü vefâ etse, kardeşine nasip olan mevki’e o hâ’iz olacaktı. Bilinmez!..

Ancak gerçek olan şu ki, asırların nâdiren meydana getirdiği sanatkârlardan biri olmakla beraber, hüsn-i hattın dâhisi olan kardeşinin gölgesinde kalmıştır. Öyle ki hayatı hakkındaki bilgiler dahi, belki de bu sebepten sınırlı kalmıştır. Hüsn-i hatta bu denli kudret göstermiş ve namını ebedî kılacak nice âsâra imza atmış olan bir hattatın mufassâl terceme-i hâlinin mukayyed olmayışı, başka ne ile açıklanabilir ki?  

Birçok hilye-i şerîfi, murakka’ı, kıt’aâtı ve elvâhı müze ve koleksiyonların en nâdide parçaları arasında yer alan İsmâ‘il Zühdî Efendi’nin 40 mushâf-ı şerîf tahrîrine muvaffâk olduğu bilinmektedir. Bunlardan ikişer tanesi Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi ile Medîne Kütüphânesi’nde bulunmaktadır. Yine saray kütüphânesinde cüzleri, İstanbul Üniversitesi Kütüphânesi’nde de bir Delâ’ilü’l-hayrât’ı ile Amme Cüzü vardır ki, cümlesi hatt-ı nesihteki fevkalade mertebesine delâlet etmektedir.

Eyüp’teki Şâh Sultan Türbesi’nin cümle yazıları ve şâkirdânından Şânîzâde Atâ’ullah Efendi’nin, babası Mehmed Sâdık Efendi nâmına Ortaköy’de yaptırdığı çeşmenin inşâ kitâbesi ile Eyüp’te Kaşgârî Dergâhı civârında medfûn bulunan Hocapaşalı Süleyman Efendi’nin H. 1171/M. 1757 ve Seyyid Abdullah Berrî Efendi’nin H. 1212/M. 1798 tarihli mezartaşı kitâbeleri de ona aittir. Bu eserlerde görülen celî yazılar, Mustafa Râkım öncesinin şüphesiz zirve eserleri arasındadır.

Kardeşi Mustafa Râkım’ın haricinde pek çok şâkird yetiştirmiş olan İsma‘il Zühdî Efendi’nin öğrencileri arasında ilk akla gelenler Abdullah Münif Efendi, Mustafa İzzet Efendi, İbrahim Şevkî Efendi, Halîl Vehbî Efendi, İbrahim Ref’et Efendi, Mehmed Şem‘i Efendi, Mustafa Kânî Bey, Hasan bin Seyyid Mehmed Hayrullah, Mustafa Behcet Efendi, Şânîzâde Atâ’ullah Efendi’dir.

 

* Öte yandan İbnülemîn bu kitabenin metninde bulunan “kubur” kelimesinin âmiyâne kullanımı nedeniyle son derece rahatsız olmuştur. Bu tespitinde haklı gibi görünmekle birlikte, kelimenin, yazı kalemlerinin ve daha çok da mektup, berât gibi evrâkın muhâfaza ve naklinde kullanılan kutular için de kullanılıyor olması, hattatları ilgilendiren bir anlamının da bulunduğunu göstermektedir. Muhtemelen bu ibâre, İsmâ’il Zühdî’nin kalemini kuburuna ebediyen koyup bu dünyadan göçdüğünü imâ eden bir anlamda kullanılmıştır.

 

İsmâ‘il Zühdî Efendi’nin Tüm Eserlerini Görmek İçin Tıklayın

 

 

Kaynakça

Târih-i Şânîzâde, II, ss. 195-197; Sicill-i Osmanî, II, s. 430; Son Hattatlar, ss. 476-480; DİA, XXIII, ss. 125-126; Hat Sanatı Tarihi, ss. 77-78 ve 112-113; Meşhur Hattatlar, ss. 155-156; Türk Hattatları, s. 186; Hat ü Hattâtân, s. 163; Eyüp Sultan Tarihi, II, s. 680.

 

İsmail Orman, 18 mayıs 2016

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s