İbrahim Nâmık Efendi

Hüsn-i hattı evvelâ Hüseyin Hablî’den ve daha sonra da Yedikuleli Seyyid Abdullah Efendi’den meşkederek icâzet almış olan İbrahim Nâmık Efendi, vaktinin nâmlı küttâbından olup ricâl ve vüzerâya senelerce hizmet ettikten sonra, H. 1189/M. 1776 senesinde, Kurban Bayramı’nın ilk günü vefât ederek, Şehzâdebaşı’nda muhiblerinden Hattat Şehzâdeli İbrahim Efendi’nin yanına defnedilmiştir.

Nakşibendî Târikatı’ndan Şeyh Seyyid Murad Efendi tarafına müncezib ve hulefâsından Şeyh Alî-i Kadîm’den ahz-ı nisbetle mürid-i müntesib olmuş, derviş-meşreb bir zât olan İbrahim Nâmık Efendi’nin, târikatın pîri Muhammed Bahâ’üddîn-i Nakşibendî’nin ismini hâvî celî sülüs levhâsı, Müstakîmzâde’nin iki beytlik tarih inşâdı sonrası, Şeyhü’l-islâm Veliyyüddîn Efendi’nin iltizâmıyla merkadine ta’lik edildiği bilinmektedir.

Bilhassa celî sülüs ve dîvânî ile müsennâ kompozisyonlarda mâhir olduğu nakledilen İbrahim Nâmık Efendi’nin hattâtînden Mehmed Giridî’nin mezartaşı kitâbesini yazdığı bilinmektedir. H. 1141/M. 1728-1729’de nesihle istinsâh ettiği Trâşiden-i Kalem ve Usûl-i Hat adlı eseri Millet Kütüphânesi’nde(Alî Emirî, 804), H. 1157/M. 1744’te nesih ve ta’likle yazdığı İbn-i Selef’in Mizânü’l-hat adlı eseri ise Fransa’da Bibliothèque Nationale’dedir(Schefer). H. 1180/M. 1766-1767’de yine nesihle istinsâh etiği Tirmizî’nin Cami’ü’s-sahih adlı eseri de Zeytinoğlu Kütüphânesi’ndedir(910).

 

 

 

İsmail Orman, 7 ağustos 2017

Reklamlar