İbrahim Hanîf Efendi

Bağdat Defterdârlığı’ndan ma’zûlen ikamete me’mûr edildiği Tokat’ta vefât eden ulemâdan Üskübî Mustafa Efendi’nin oğlu olarak İstanbul’da doğmuş olan İbrahim Hanîf Efendi tahsîlini ikmâl eyledikten sonra, kayınpederi Abacı Hüseyin Ağa’nın delâletiyle Bostancı Ocağı Kitâbeti’nin hulefâlarından olmuş, bilâhare Koca Mustafa Paşa evkafı kâtibliğine ta’yin edilmiştir.

Hadis ve siyer alanındaki çalışmaları netîcesinde, H. 1 Cemâziye’l-evvel 1147/M. 29 Eylül 1734 tarihinde hâriç medresesi müderrisi olan İbrahim Hanîf Efendi, teftîş göreviyle gittiği Mekke’de zamanın ünlü âlimleriye görüşme şansı bulduğu gibi, Mısırlı muhaddis Abdülvehhâb Tantâvî’ye sunduğu ed-Dürrü’s-semîn adlı kırk hadis şerhi ile Sahîh-i Buhârî tedrîsi için icâzet almıştır.

Avdetinden bir müddet sonra, H. 21 Rebî’ü’l-âhir 1166/M. 25 Şubat 1753 tarihinde sahn müderrisi olan İbrahim Hanîf Efendi endi, ertesi sene Mimar Kasım Medresesi’ne ve bir müddet sonra da Süleymaniye Medresesi’ne nakledilmiş, tarîk-i tedrîste süresini ikmâl edince de, H. 1 Ramazân 1177/M. 4 Mart 1764 tarihinde Galata Kadısı olarak ilmiye sınıfına geçmiştir. H. 1185/M. 1772 senesinde Bursa Kadısı olup üç sene hizmetten sonra kendi arzusuyla emekliye ayrılan Hanîf Efendi, İstanbul’a avdetinden birkaç ay sonra, 1189 yılı Şevval ayında(Aralık-1775) Balat’taki hânesinde vefât etmiştir. Eyüp’te, Şeyh Vahyî’nin kabri karşısındaki Dâye Hâtun Türbesi’nde medfûndur.

Engin ilmi yanında şâ’irliği ile de tanınmış olan İbrahim Hanîf Efendi’nin ahlâk ve fazileti ile meşhur olup tasavvuf terbiyesini de Târikat-ı Sâdıkiye’den Şeyh Tatar Ahmed Efendi’den almış olduğu menkûldür. Hülâsâtü’l-vefâ fî şerhi’ş-Şifâ, Gâyetü’l-merâm, ed-Dürretü’l-asmâ’ fî Beyân-i Ebhe’l-esmâ’, el-La‘lü’l-musaffâ fî Ziyâreti’l-Mustafâ, Menhecü’l-edîb, Esmâ’-i Ehl-i Bedr, el-Asl ve’l-fer‘ fî Şerh-i Hadîs-i Ümm-i Zer‘, ed-Dürrü’s-semîn, Erba‘ûne Hadîsen, el-A‘dâd fî İ‘dâdi’z-zâd li’l-Me‘âd, Dürrü’s-sehâbe, Muhtasâru Mu‘arrebâti’l-Cevâlîki, Risâletü’l-gasb, Terceme-i Mecâmi‘ fi’l-Usûl, Sehmü’l-isâbe, er-Râsih fi’l-Mensûh ve’n-nâsih ve Durûb-i Emsâl adlı eserleri vardır.

Gençliğinde evvelâ Şeyhzâde Abdî Efendi ile Câbîzâde Abdullah Efendi’den, daha sonra da Eğrikapılı Mehmed Râsim Efendi’den sülüs ve nesih, Kâtibzâde Mehmed Ref‘î Efendi’den de ta‘lik yazılarını meşkederek icâzet almış olan İbrahim Hanîf Efendi’nin daha ziyâde müstensihlikle meşgul olduğunu, kendisine ve diğer mü’elliflere ait eserlerin ketebelerinden anlamaktayız. Nitekim hattatın el-La‘lü’l-musaffâ, el-Asl ve’l-fer‘, ed-Dürrü’s-semîn, Sehmü’l-isâbe adlı eserlerinin nesihle yazmış olduğu nüshâları Süleymaniye Kütüphânesi’nde, el-A‘dâd fî İ‘dâdi’z-zâd li’l-me‘âd adlı eserinin H. 1172/M. 1758 senesinde ta’likle yazdığı nüshâsı da İstanbul Üniversitesi Kütüphânesi’ndedir. İbrahim Efendi namında bir hattata da sülüs ve nesihten icazet vermiştir.

 

 

Kaynakça

Devhâtü’l-küttâb, s. 41; Tezkire-i Fatîn, ss. 76-77; Tuhfe-i Hattâtîn, ss. 42-43, 638; Kebecizâde; Hat ü Hattâtân, s. 89; Türk Hattatları, ss. 172-173; Meşhur Hattatlar, s. 147.

 

İsmail Orman, 6 ekim 2016

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s