İbrahim Dâ’imî

Şarkî olup Sadrazâm Hekîmzâde Alî Paşa’nın etba’ından Ahmed Ağa’nın gılmânından olan İbrahim Dâ’imî, hâmîsinin dâ’iresinde İslâmî usûllere göre tahsîl ve terbiyye görmüş, ayrıca Şekerzâde Seyyid Mehmed Efendi’den aklâm-ı sitte meşkederek icâzet almıştır. Bir müddet sonra Ahmed Ağa tarafından azâd edildiği gibi, hocasının tavsiyyesi üzerine Galata Sarayı’nın hüsn-i hat mu’allimlerinden olmuştur.

Buradaki gılmâna ta’lim vermekle meşgul iken, şöhreti saraya kadar sirâyet eylediğinden, Mehmed Nûrî-i Mısrî’nin azlinden sonra  Topkapı Sarayı’ndaki müstahdemînin mu’allimliği de uhdesine verilmiş olan İbrahim Dâ’imî, her iki görevi de yürütmekte iken H. 1170/M. 1756-1757 senesinde vefât etmiştir. Vasiyyeti üzerine, Karacaahmet Mezarlığı’nda Şeyh Hamdullah’ın civârında medfûn bulunan hocasının yanına defnedilmişse de, hâlen mezarı mevcut değildir.

Mevlevî Târikatı’nın müntesibîninden derviş-meşreb bir zât olduğu bilinen İbrahim Dâ’imî, ömrünü yazıya hasretmiş erbâb-ı hattandır. Ayasofya Kütübhânesi’ne Hacı Beşîr Ağa tarafından vakfedilmiş olan eczây-ı şerîfenin ona ait olduğunu Müstakîmzâde nakletmektedir. Sakıp Sabancı Müzesi’nde bulunan du’a kitabı ile özel koleksiyonda bulunan H. 1153/M. 1740 tarihli Delâ’ilü’l-hayrât’ı ve H. 1165/M. 1751 tarihli hilye-i sa’adeti hüsn-i hattaki kudretine delîldir. İsmâ’il bin Hasan adlı bir tilmizi tesbit edilmiştir.

 

 

 

Kaynakça

Devhatü’l-küttâb, s. 158; Tuhfe-i Hattâtîn, s. 52; Kebecizâde; Hat ü Hattâtân, s. 91; Merâkid-i Mu’tebere, s. 73; Türk Hattatları, s. 158.

 

 

İsmail Orman, 1 mayıs 2018