Hasan Üsküdârî-i Sânî

Nu’mân Efendi’nin oğlu olarak Üsküdâr’da doğmuş olan Hasan Efendi, küçük yaşta hüsn-i hatta heves ile meşhur hattat Hâfız Osman’dan sülüs ve nesih meşkine başlamış ve kısa zamanda icâzet almağa muvaffâk olmuştur. Hüsn-i hatta ibrâz eylediği kudret sâyesinde şöhreti öylesine artmıştı ki, kendinden önce yaşamış olan meşhur adâşından tefrîk edebilmek için “Hasan Üsküdârî-i Sânî” lâkabı ile anılmağa başlanmıştır.

Bir müddet mekteblerde hüsn-i hat ta’limiyle meşgul olduktan sonra, yazıdaki mahâretine kefîl olan hocasının tavsiyesi ile meşk mu’allimi olarak Eski Saray’a ta’yin edilen Hasan Üsküdârî-i Sânî, H. 1144/M. 1732-1733 senesindeki vefâtına değin bu görevde müstâhdem kalmış ve hayli hattat yetiştirmiştir. Bunlardan Derviş Alî Giridî ve Vasfî Mustafa Efendi’nin esâmîsi tesbit edilebilmiştir.

Bilhassa nesih kalemi hocasından farksız olan Hasan Üsküdârî-i Sânî, âsârına ekseriyetle “Hasan bin Nu’mân” künyesiyle ketebe düşmüştür. Bu cümleden olarak H. 1106/M. 1694 tarihli Kur‘ân-ı Kerîm’i görülmüş olup H. 1112/M. 1700 yılında nesihle istinsâh ettiği Nûreddîn Karâfî’nin Letâ’ifü’l-minân adlı eseri Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphânesi’nde(A. 567) bulunmaktadır.

 

 

 

İsmail Orman, 18 ağustos 2017

Reklamlar