Hasan Tahsîn Bey

Ricâl-i Devlet-i Aliyye’den Hacı Mehmed Ağa’nın oğlu olarak H. 1215/M. 1800-1801 senesinde Kıbrıs’ın Lefkoşe Kasabası’nda dünyaya gelmiş olan Hasan Tahsîn Bey, babasının görevi gereği gittiği İstanbul’da tahsîl-i ilme gayret ve Lâz Ömer Vasfî Efendi’den de sülüs ve nesih meşketmiştir. Babasının Sûrre Emâneti’ne ta’yini üzerine H. 1240/M. 1824-1825’de Hicâz’a giderek Hac fârizasını yerine getirmiştir.

Bu esnâda Şeyh Mehmed Cân Efendi’ye intisâb eden Hasan Tahsîn Bey, mürşidinin işâreti ile Kıbrıs’a gitmiş, bir müddet orada kaldıktan sonra İstanbul’a dönmüştür. H. 1242/M. 1826 senesindeki imtihânda muvâffak olarak müderrislik yapmağa başlamış, müddetini doldurunca da, Bağdat Mollası olarak ilmiyye sınıfına geçmiştir. Mahreç ve ardından Mekke Pâyesi’ni elde ettiği gibi, Hicâz’a gidişinde şeyhinden hilâfet dahi almıştır.

Daha sonra sırasıyla İstanbul, Anadolu ve Rumeli kazaskerliği pâyelerini elde etmiş olan Hasan Tahsîn Bey, H. 1264/M. 1848 senesinde nakîbü’l-eşrâf olmuş, H. 1267/M. 1851’de Emvâl-i Eytâm Nezâreti’ne ta’yin edilmiştir. İki def‘a bi’l-fi’il Rumeli Kazaskeri olup re’isü’l-ulemâ ünvânını elde etmiş, bu hâl üzere iken H. 11 Safer 1278/M. 18 Ağustos 1861 tarihinde vefât etmiştir. Eyüp’te Mihrişâh Vâlide Sultan Türbesi hazîresinde medfûndur.

Tezâkir’de “epeyce sülüs yazar” denmişse de, numûnesine tesâdüf edilememiştir. Nununla birlikte hocası hakkında da bir bilgi yoktur. Yine aynı kaynakta kimyâgerlik ile meşgûl olduğu ve hatta “bakırdan altın, kalaydan gümüş yapma sevdâsına düşüp bu yolda küllî akçeler sarfettiği” nakledilmektedir. Ayrıca Bezm-i Âlem Vâlide Sultan’ın harem şeyhi olduğu için, nezdinde hayli mûkbil olup bu cihetle iltizâmâttan pek çok para kazanmış ve pederinden de külliyetli mirâsa mâlik olduğundan, debdebe ve haşmeti târik-i ilmiyyede emsâlsiz idi.

Yine aynı kaynakta “hem çolak, hem yek-çeşm hem de – rivâyeten – düztaban olduğu” nakledilmektedir ki, Sultan Abdülazîz’in cülûsunda ilkin nakîbü’l-eşrâfın bi’at etmesi resm-i kādim olduğundan, Alî bin ebû-Tâlib’e(R.A.) ibtidâ bi’at eden Talha(R.A.)’nın çolak olması misâlinden hareketle, o esnâda nakîbü’l-eşrâf bulunan Hasan Tahsîn Bey’in ilk bi’at eden olmasının uğursuzluk getireceği endişesi hâsıl olmuşsa da, törene yetişemediğinden ilk bi’ata Rumeli Kazaskeri İlmî Molla nâ’il olmuş, taklîd-i seyf resmini de şeyhü’l-islâmın icrâ etmesi irâde olunmuştur.

Cerîde-i Havâdis’de ise “servet ü yesâr ve nezahât ü vekâr ile şöhret şi‘ar ve menhiyâtdan perhiz-kâr olub derece-i belâgâtleri zâde-i tab’ıları olan eş‘ârdan ve cevdet-i hatda melekeleri âsâr-ı kalemleri olan levhâlardan pedîdârdır.” şeklinde tanıtılmış, Lûtfî Tarihi’nde de “hânesi züvvâra meftûh ve şi’ir ve inşâda melekesi hızır ve hüsn-i hatda etrâb-ı nâdir idi.” kaydı düşülmüştür.

 

 

Kaynakça

Sicill-i Osmânî, II, ss. 49-50; Son Hattatlar; Meşhur Adamlar, s. 141.

 

 

İsmail Orman, 19 mayıs 2018

Reklamlar