Hasan Rızâ Efendi

Son devir Osmanlı hat san’atının ma’ruf isimlerinden biri olan Hasan Rızâ Efendi, Sadr-ı esbâk Reşîd Paşa’nın kilercisi Ahmed Nazîf Efendi’nin oğlu olup H. 1265/M. 1849 yılında Üsküdar’da, Aynalımescid civârında doğdu. Babasının Silistre’de açılan postahâneye me’mur edilmesi üzerine bir aralık orada bulunduktan sonra İstanbul’a döndü. Evvelâ Bozdoğan Kemeri yakınlarındaki Kapudân Paşa ve sonra Hâfız Münib Efendi’nin mektebine devam etti.

Yazıya bu mektebin ismi tespit edilemeyen baş-hocasından başlayan Hasan Rızâ Efendi, daha sonra Kemeraltı’nda Sucu Hüseyin Efendi’den ve Bâb-ı Seraskerî kâtiblerinden Yahya Hilmî Efendi’den aklâm-ı sitte meşketti. İleride büyük mahâret ibrâz edeceği hatt-ı nesihteki üstâdı da, o zât-ı muhterem olmuştur. Öte yandan, ailesinin Horhor’a nakl-i mekân etmesi üzerine Evliyâ Mektebi’ne naklolunduğu için, bu kez de Ahmed Hulûsî Efendi’nin tilmizlerinden olan “Aksaray turşucusunun oğlu”ndan ders almaya başlamıştır.

Ancak babasının Tırnova Posta Müdüriyeti’ne tayini ile ailece oraya gitmeleri üzerine meşke ara vermek zorunda kalan Hasan Rızâ Efendi, İstanbul’a avdetlerinde babasının vefâtı üzerine, Pertevniyâl Vâlide Sultan’ın kapı çukadârı olan amcası Hacı Hüseyin Efendi’nin arzı ile Musıka-i Hümâyûn’a alındı. Oranın hüsn-i hat mu’allimi Şefîk Bey’den tekrar meşke başlayarak, nesih ve sülüsten icâzet aldığı gibi, yeteneği ile gözüne girdiği hocasının delâleti ile üstâdların üstâdı Kazasker Mustafa İzzet Efendi’den de istifâde etme şansı buldu.

H. 1288/M. 1871’de vefât eden Halîl Efendi’nin yerine Musıka-i Hümâyûn imâmı tayin edilen Hasan Rızâ Efendi, H. 1293/M. 1876 yılında da hac vazîfesini ifa etti. Avdetinde, Şefîk Bey’in hastalığı nedeniyle teka’üde sevki üzerine, ilâve olarak Musıka-i Hümâyûn hat mu’allimliği de uhdesine tevdi’ edildiyse de, daha sonra hat mu’allimliği kadrosunun kaldırılması üzerine uhdesinde yalnız imâmlık kaldı.

Medresetü’l-hattâtîn’in te’sisinde de sülüs, nesih ve reyhânî mu’allimliğine nasbedilen Hasan Rıza Efendi, H. 10 Cumade’l-âhire 1328/M. 2 Mart 1920’de vefât etti. Vefâtından iki gün sonra Rumelihisarı’nda kirâlık olarak oturduğu evi yanmış ve eserleri güçlükle kurtarılmış olan hattat, Rumelihisarı Kabristanı’nda medfûndur. Halvetî Târikatı meşâyihinden Kastamonulu Halîl Rif‘at Efendi’nin müntesiblerinden, iyi ahlâklı ve dîni bütün bir zât olarak tavsîf edilen Hasan Rızâ Efendi’nin şi’ir ve musıkîye de aşinâ olup H. 1324/M. 1906 yılında mevlîdhânân-ı şehriyârî zümresine dâhil edildiği bilinmektedir.

Değişik hocalardan müstefiz olması nedeniyle sülüs ve nesihte kendine mahsus bir şiveye kavuşan Hasan Rızâ Efendi, Türk hat sanatında müstesna bir mevki’e sahiptir. Şefîk Bey’in tedrîsi altında göstermiş olduğu terâkkî sayesinde Kazasker Mustafa İzzet Efendi’nin dâ’iresine duhûl ile bir müddet istifâde etme şansı bulmuş olmasından olsa gerek, sülüs celîsinde hocasından ziyâde Kazasker Mustafa İzzet Efendi’nin yolunda ilerlemiş ve bazısı emâkin-i mübârekede mahkûk nice âsâr-ı güzîde vücûda getirmiştir.

Hırka-i Şerîf Dâ’iresi’nin çini üzerine işlenmiş tamir kitâbesi, Nazîf Bey’in refâkatinde tashîh ve tecdîd edilen Hırka-i Sa’adet’in sırma ile işlenmiş astar-ı şerîfesi, Mekke-i Mükerreme’de makam-ı İbrahim Aleyhisselâm’a asılan esâmî-i çâr-yâr-ı güzîn elvâhı, Medîne-i Münevvere’de Mescîd-i Kubâ’daki aşere-i mübeşşere hazerâtının esâmîsi ile İstanköy’de binâ ve ihyâ edilen çeşmelerin üzerinde mahkuk âyet-i kerîmeler bu cümledendir. Söğüt’te inşâ edilen cami için yazdığı çâr-yâr-ı güzîn esâmî-i şerîfesi ise Evkaf Hazînesi’ne kaldırılmıştır.

Ayrıca Cihângir Cami’nde ve İstanköy Cami’nde elvâh-ı şerîfesi, Priştine Cami’nde çâr yâr-ı güzîn hazerâtının esâmîi-i şerîfelerini hâvî levhâları bulunan Hasan Rızâ Efendi’nin Sultan Mehmed Reşâd’ın emriyle yazdığı hilye-i şerîfesi de Edirne Selîmiye Cami’nde iken 1995 yılında çalınmış olup hâlen bulunamamıştır. Bunun dışında Bâlâ Cami ile Türk Vakıf Hat Sanatları Müzesi ile İstanbul Üniversitesi ve Süleymaniye kütüphânelerinde de hilyeleri vardır.

Sülüs ve nesihteki mevki-i fevkaladesine rağmen, son zamanlarında hatt-ı ta’like de alâka gösteren Hasan Rızâ Efendi, Sâmî Efendi’den ders alarak mücâz olmuştur. Ancak hatt-ı ta’likte hocasının ayarında olmadığı gibi âsârı da nâdirdir. Gaziantep Eğin’de inşâ edilen medresenin kapısında mahkûk tarih kitâbesi bu cümledendir. Mesâhif-i şerife tahririnde de devrinin yegânesi olan Hasan Rıza Efendi‘nin bu eserleri ise o bâbda beyân edilmiştir.

San’at yaşamı boyunca onyedi zâta yazıdan icâzet vermiş olduğu kendi ifâdâtından olup vefâtından evvel kısa bir süre meşk verdiği Hâlim Özyazıcı bunların en meşhurudur. Ayrıca Şekercizâde Hüseyin Hâmid Efendi, Safranbolulu Mehmed Şevkî Efendi, Hüseyin Hâşim Bey ve Burusevî Hüseyin Hüsnî Efendi de ondan mücâzdır. Ancak diğer tilmizlerinin esâmîsi tespit edilememiştir.  

 

Hasan Rızâ Efendi’nin Tüm Eserlerini Görmek İçin Tıklayın

 

 

Kaynakça

Son Hattatlar, ss. 332-336; Türk Hattatları, s. 249; Meşhur Hattatlar, ss. 200-201; Hat ü Hattâtân, ss. 180; Hat Sanatı Tarihi, s. 95; TSAYK, I, s. 412; Meşhur Adamlar, s. 137.  

 

İsmail Orman, 21 nisan 2016

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s