Hamdî Çavuş

Aslen Kastamonulu olmakla beraber, küçük yaşta İstanbul’a göçerek Fatih’e yerleşmiş, eğitimini de burada tamamlamıştır. Bir yandan da târikat terbiyesi almak için Şeyh Nûrî Efendi’ye inâbet etmiştir. Bu esnâda hüsn-i hatta da merak sarmış, Bakkal Ârif Efendi’den sülüs ve nesih, Sâmî Efendi’den de celî sülüs dersleri almıştır. Ta’liki ise Karinâbâdî Hasan Hüsnî Efendi’den öğrenmiştir. Askerlik hizmetini çavuş olarak yaptığından, hattâtîn meyânında “Hamdî Çavuş” nâmı ile anılmağa başlanmıştır.

Terhîs olduktan sonra bir müddet Zira’ât Bankası’nda görev yapan Hamdî Çavuş, “banka me’murlarının ma’aşı, fâ’izden istihsâl olunan paradan veriliyor, fâ’iz yemek câ’iz değildir.” diyerek, daha sonra istifâ etmiştir. Hayli müddet Beyazıt’taki Kâğıdçılar Çarşısı’nın arkasında arzuhâlcilik yaptıktan sonra Nazîf Bey’in kefâletiyle Erkân-ı Harbiyye Dâ’iresi’ne girmiştir. Harb-i Umûmî esnâsında evrâk-ı nakdiyyenin yazılarını yazma göreviyle Almanya’ya gönderilmiştir.

Aldığı târikat terbiyesi gereği gâyet sûfî ve muta’assıb olduğu hâlde, Almanya’da serkeşâne bir yaşama alışan Hamdî Çavuş’un, İstanbul’a döndükten sonra ıslâh-ı hâle gayret ettiği menkûldür. Mütâreke esnâsında Kuvvây-ı Milliye’ye iştirâk ederek Anadolu’ya geçtiği, Cumhuriyet’in ilânından sonra da Kayaş’a yerleşerek köy cami’nde imâmlık yapmağa başladığı ve orada vefât ettiği bilinmekteyse de, tarihi ma’lûm değildir.

 

 

 

İsmail Orman, 28 ağustos 2017

Reklamlar