Hâce-i Sultânî Abdülkadir Şükrî Efendi

Hüsn-i hattın mümtâz sîmâlarından olan Hâce-i Sultânî Abdülkadir Şükrî Efendi’nin terceme-i hâline dâ’ir fazla bir ma’lûmât yoktur. Muhtemelen devşirmelerden olup küçük yaşta alındığı Enderûn-ı Hümâyûn’daki tahsîli esnâsında Ayasofyalı Abdurrahmân Hilmî Efendi’den aklâm-ı sitte meşkederek icâzet almıştır. Daha sonra halîfelerinden Abdülkadir Hamdî Efendi’den istifâde ile kudretli hattatlardan olmuştur.

Bir müddet sonra Saray ve Enderûn-ı Hümâyûn’da hüsn-i hat hocalığına ta’yin edilmiş olan Hâce-i Sultânî Abdülkadir Şükrî Efendi, bu esnâda Sultân Selîm Hân-ı Sâlis’e meşk hocası olmuş ve “hâce-i sultânî” ünvânını kullanmağa başlamıştır. Şehzâdelik eyyâmında hüsn-i hat dersleri verdiği Sultân Mustafa Hân-ı Râbi’nin cülûsunda da atebe-i hâkaniyye ve dâ’ire-i sultâniyye’de iki hattın ta’limine me’mûr edilmiştir.

Sultân Mustafa’nın hal’inden sonra da saraydaki me’mûriyyetlerine devam ettiği anlaşılan Hâce-i Sultânî Abdülkadir Şükrî Efendi, ketebelerinde sıklıkla “kâtibü’s-sarayü’s-sultânî” ve “hâce-i Enderûn-ı Hümâyûn” ünvânlarını kullanmıştır. Ancak bu görevleri ne kadar müddet uhdesinde tuttuğu ve ne zaman vefât ettiği tesbit edilememiştir.

İbnülemin’in H. 1221/M. 1806 tarihinde vefât ettiğini beyân ettiği Hâce-i Sultânî Abdülkadir Şükrî Efendi’nin, H. 1241 senesinde hâlâ ber-hayât olduğu anlaşılmaktadır. Öte yandan Habîb Efendi’nin, “her nedense gözden düşüb Yozgat’a ve ardından Çankırı’ya sürüldüğü ve ömrünün son yıllarını me’mur olduğu taşra vilâyetlerinde geçirdiği” bilgisi de, aynı adlı bir başka hattata aittir.

Beyazıt Devlet Kütübhânesi ile Ayverdi Koleksiyonu başta olmak üzere özel koleksiyonlarda hilye-i sa’adetleri bulunmakta olan Hâce-i Sultânî Abdülkadir Şükrî Efendi’nin, yine özel koleksiyonda kıt‘aları ve tarihsiz bir En‘âm-ı Şerîf’i görülmüştür. H. 1194/M. 1780 senesinde nesihle yazdığı Sünbülzâde Mehmed Vehbî Efendi’nin Tuhfe-i Vehbî adlı eseri Ankara’daki Millî Kütübhâne’de(A. 717), H. 1241 tarihli hadîs kitabı da Sakıp Sabancı Müzesi’ndedir(197).

Sultân Selim Hân-ı Sâlis ve Sultân Mustafa Hân-ı Râbi’e hocalık etmiş olduğunu yukarılarda zikretmiş olduğumuz Hâce-i Sultânî Abdülkadir Şükrî Efendi’nin, saraydaki me’mûriyyeti esnasında yüzlerce hattat yetiştirdiği bilinmekte ise de, bunlardan sâdece Hasan Şevkî Efendi ile Hâfız Süleyman Hulûsî Efendi’nin esâmîsi tesbit edilebilmiştir.

 

 

 

Kaynakça

Kebecizâde; Hat ü Hattâtân, s. 167; Son Hattatlar, s. 29-30, Meşhur Hattatlar, s. 153; Türk Hattatları, s. 185; DBİstA, VIII, ss. 6; Asar-ı Atika Müzayede, 21 Ekim 2011, ss. 72-73.

 

 

İsmail Orman, 1 mayıs 2018