Eyyûbzâde Mehmed Efendi

İstanbul’da doğmuş olan Mehmed Efendi babasına nisbetle “Eyyûbzâde” künyesiyle iştihâr etmiştir. İyi bir eğitimin ardından medreseye girmiş, tahsilini ikmâl eyledikten sonra bir müddet zamanın ulemâsına mu‘îdlik yapmış ve H. 1105/M. 1694 senesinde Çoban Çavuş Medresesi’nin müderrisliğine ta’yin edilmiş, ertesi sene Hızır Çelebi Medresesi’nde, H. 1109/M. 1697’de Molla Kırımî Medresesi’nde ve üç yıl sonra da Molla Gürânî Medresesi’nde görev almıştır.

H. 1115/M. 1703 senesinde Musulâ-i Süleymâniyye rütbesiyle Şeyhü’l-islâm Seyyid Feyzullah Efendi’nin Edirne’deki evkafının müfettişliğine getirilmiş olan Eyyûbzâde Mehmed Efendi, birkaç ay sonra vuku bulan Edirne Vak‘ası’nda hâmîsinin katledilmesi üzerine rütbesi ibtidâ-i dâhile tenzîl edilerek Zeynî Çelebi Medresesi müderrisliğine ta’yin edilmiştir.

Bunun üzerine tarîk-i tedrîsi yeni baştan katetmek mecburiyetinde kalan Eyyûbzâde Mehmed Efendi, ertesi sene Ekmekçizâde Medresesi’ne, H. 1118/M. 1707’de Cedîd İbrahim Paşa Medresesi’ne ve H. 1123/M. 1712’de de Bayrâm Paşa Medresesi’ne nakledildikten sonra, nihayet H. 1127/M. 1715 senesinde Musûlâ-i Süleymâniyye rütbesiyle Üsküdâr’daki Vâlide Sultan Medresesi müderrisliğine terfi etmişse de, H. 15 Cemâziye’l-âhir 1128/M. 6 Haziran 1716 tarihinde vefât ederek Edirnekapısı hâricine defnedilmiştir.

Fuzâlây-ı kirâmdan değerli bir zât olduğu nakledilen Eyyûbzâde Mehmed Efendi’nin, ilmî fa’aliyetleri kadar, zamanının nâmlı kemânkeşlerinden olduğu menkûldür. Nitekim rekor kırarak diktirmiş olduğu menzil taşı, daha sonra yapılan atışlarla geçilmiş olduğundan, vefâtı üzerine yerinden sökülerek mezarına şâhide olarak yerleştirilmiştir. Bunların yanında hüsn-i hatla da ilgilenmiş olan Eyyûbzâde Mehmed Efendi’nin, Nefeszâde Seyyid İsmâ‘il Efendi’den sülüs ve nesih meşkederek icâzet aldığı, ayrıca ta’lik dersleri de alarak hutût-ı mütenevvi’a da mâhir bir hattat hâline gelmiş olduğu menkûl ise de, âsârına tesâdüf edilememiştir.

 

 

Kaynakça

Vekayi’ü’t-fuzâlâ, II, s. 383; Devhatü’t-küttâb, s. 132; Tuhfe-i Hattâtîn, s. 394-395; Sicill-i Osmânî, IV, s. 211; İrtem, Türk Kemankeşleri, s. 141; Ayanoğlu, Okmeydanı ve Okçuluk Tarihi, s. 51.

 

İsmail Orman, 6 ağustos 2016

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s