Derviş Alî-i Sâlis

Hüsn-i hattaki müstesna mevki’i nedeniyle kendinden önce yetişmiş olan nâmdaşlarından tefrîk için “Derviş Alî-i Sâlis” nisbesiyle yâd olunan hattatımız, doğu vilâyetlerinden birinden geldiği İstanbul’da, bir yandan Sinân Paşa Medresesi’nde ulûm-ı dîniyyeyi tahsîl ederken, diğer yandan da Hüseyin Hablî’den aklâm-ı sitte meşkederek, icâzetiyle şeref-yâb olmuştur. Öte yandan hocasının son zamanlarına rastlayan bu hâdiseden sonra başka hattatlardan da müstefiz olduğu anlaşılmaktadır.

Eğitimini tamamladıktan sonra Kalenderhâne Cami’nin hitâbet hizmetini der-uhde eylemiş olan Derviş Alî-i Sâlis, H. 1200 senesi Receb’inde (Mayıs-1786) bir buhrân netîcesinde canına kıymıştır. Cenâze namazı kılınmadan gömülmüş olduğundan medfeni belli değildir. Öte yandan hâlen İstanbul’da Deniz Müzesi’nde bulunan “Derviş Alî” adlı hattata ait kabir kitâbesinin ona ait olmadığı anlaşılmaktadır.

Hâfız Osman ekolünün mümtâz sîmâlarından biri olmakla beraber, ibrâz eylemiş olduğu kudret nisbetinde şöhret kazanamamış olan Derviş Alî-i Sâlis’in yazısı da nâdirdir. Ancak Âşir Efendi Kütübhânesi’nde bulunan H. 1174/M. 1760-1761 senesinde istinsâh etmiş olduğu ebu’l-Feyz Murtaza’nın Şerhü’s-sadr fî Şerh-i Esmâ-i Ehl-i Bedr adlı eseri, nesihte fevkalade mâhir bir hattat olduğuna delîldir. İstanbul Üniversitesi Kütübhânesi’nde de H. 1178/M. 1764-1765 tarihli Vesîletü’n-necât’ı(72) vardır.

Mustafa Râkım Efendi’ye çocukluk eyyâmında bir müddet meşk vermiş olan Derviş Alî-i Sâlis’in, bi’l-hassa nesihteki kendine has şîvesi ile Râkım’ı etkilemiş olduğunda, konunun mütehassısları hem-fikirdir. Tesbit edilebilen diğer öğrencileri ise İbrahim Nâmık Efendi, Mustafa Efendi ve Derviş Sâlih Efendi’dir.

 

 

Kaynakça

Tuhfe-i Hattâtîn, s. 340; Kebecizâde; Meşhur Hattatlar, s. 139; TYTK, IV, s. 414.

 

 

İsmail Orman, 9 mayıs 2018

Reklamlar