Çırçırlı Alî Efendi

Türk hattatları meyânında, İstanbul’da ikamet ettiği yere nisbetle “Çırçırlı” ve “Haydarlı” nâmları ile yâd olunan Alî Efendi’nin asıl ismi Mehmed’dir. Türk hat san‘atında, bilhassa celî sülüs kaleminin son derece kudretli hattatlarından biri olmakla beraber, terceme-i hâline dâ’ir ma’lumâtımız son derece mahdûddur. Ne kendisinin ve ne de küçük kardeşi, ferîkan-ı kirâmdan İsmâ‘il Hakkî Paşa’nın nesebi, velâdeti ve eğitimi hakkında bir bilgi vardır.

Mâliye Nezâreti’nde Muhâsebât-ı Atika Vâridât Kalemi’nde müstahdem olup bilâhare Devâ’ir-i Merkezî Kalemi’ne mu’avin ta’yin edilmiş olan Çırçırlı Alî Efendi’nin nice zaman vazîfesinin müdâvimi olduktan sonra teka’üde sevkedilmiş olduğunu İbnülemin nakletmekteyse de, tarihini kaydetmemiş, aba cübbe giyip mesâ’îye başlamadan cübbeyi papuççuya bıraktığı, altına giydiği alaturka setre ile girdiği kalemde, etvâr-ı edibâne ile vazîfesini görüp işten arta kalan zamanında da sâdece yazı ile meşgûl olduğunun mervî olduğunu bildirmiştir.

Merdüm-giriz ve derviş-meşreb bir zât olduğundan evlenmemiş olan Çırçırlı Alî Efendi, her hâlde mâ’işet darlığından olsa gerek, son zamanlarında nâmını aldığı semtteki hânesini terk ile Üsküdar’da Yeni Cami civârında bir dükkânın üstündeki küçük bir bekâr odasına yerleşmişti. Burada perişan bir hayat bir sürmekte iken, müntesiblerinden olduğu Şa’bâniye Târikatı meşâyih-i kirâmından Necîb Efendi’nin mahdumu Fahreddîn Efendi’nin daveti üzerine Aksaray’daki dergâhına nakl-i mekân eylemişse de, orada vefât etmiştir.

Vasiyeti mucibince Karacaahmet Mezarlığı’nda, Tunusbağı’ndan Karaca Ahmed Türbesi’ne giden caddenin sol tarafına defnedilen Çırçırlı Alî Efendi’nin mezartaşına hâkkolunmak üzere hazırlanan, ancak her nedense kullanılmayan yazı kalıbından H. 30 Rebi’ü’l-evvel 1320/M. 7 Temmuz 1902 tarihinde vefât ettiğini öğrenmekteyiz. Oysa ki İbnülemin 1906 senesinin Aralık ayını işâret etmektedir. Sarıdan dönmüş beyaz, büyük bıyıklı ve mavi gözlü olduğu menkul olan Çırçırlı Alî Efendi’nin temiz, titiz ve hüsn-i ahlâk sahibi olduğu, etliye sütlüye karışmayan, kendinden bir şey sorulsa gâyet kısa cevapla iktifâ edip kimseyi incitmeyen bir merd-i melek-siret olduğu, teşerrüf edenlerin ifâdâtındandır.

Hüsn-i hattı meşâhir-i hattâtînden Şefîk Bey’den temeşşuk ve hocasının üstadı Kazasker Mustafa İzzet Efendi’den de istifâde ile kesb-i mahâret eylemiş olan Çırçırlı Alî Efendi, bilhassa celî sülüs ile oluşturduğu terkîb ve tertîblerle Türk hat san‘atında mümtâz bir mevki elde etmiştir. Hatta “Rabbiyessir” istifini gören Kazasker Efendi’nin, hocası nezdinde sitâyişle takdîr ettiği dahi nakledilmektedir.

Öte yandan hasleti nedeniyle onunla anlaşamayan Sâmî Efendi dahi, hüsn-i hattaki fevkalade kudretini itiraf etmekten çekinmemişti. Öyle ki, bir gün hattat Hatib Ömer Vasfî Efendi ile birlikte Saraçhâne’deki cami’in önünden geçerken, Çırçırlı Alî Efendi’nin kapı bâlâsındaki yazısını işaret eden Sâmî Efendi’nin, “Herif ustadır. Hele şu yazıya bak. Sakın bir şeyine itiraz etme. O, senin gibi ikide bir yalayub yazanlardan değildir.” demiş olduğu rivâyet edilmektedir. Her kalemde ibrâz-ı mahâret eylemiş bir üstâd-ı kâmil olan Sâmî Efendi’nin bu sözleri, başka söze hâcet bırakmaz.

 

Çırçırlı Alî Efendi’nin Tüm Eserlerini Görmek İçin Tıklayın 

 

 

Kaynakça

Son Hattatlar, ss. 88-90; Türk Hattatları, ss. 232-233;

 

İsmail Orman, 8 haziran 2016

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s