Çarşambalı Ârif Bey

Son devir Osmanlı hat san’atının önde gelen isimlerinden biri olan Mehmed Ârif Bey, Fâtih’te Çarşamba semtinde oturduğu için hattâtîn meyânında “Çarşambalı” nâmı ile yâd olunmuştur. Nesebi ve doğum tarihi hakkında bir bilgiye ulaşılamamıştır. Hayatı hakkında da, pek küçük yaşta iken duhûl eylediği Mâliye Nezâreti Mektûbî Kalemi’nde tedrîcen terfi’ ederek kalemin mukabeleciliğine kadar yükselmiş ve o mesnedde iken H. 1310/M. 1892 yılında vefât etmiş olduğu dışımda bir bilgiye ulaşılamamıştır.

Ayvansaray ile Eyüp arasında, Ya-vedûd Kabristanı’na defnedilen Çarşambalı Ârif Bey’in, uzun müddet çamaşır asmak için kullanılmış olduğu bilinen mezartaşı, maalesef bugün mevcut değildir. Mezartaşının hatt-ı ta’likle yazılmış olan kitâbesi ise şöyle idi:

Hüve’l-bâkî

Allahü sübhânehu ve te‘alâ, Mektubî-i Mâliyye mukabelecisi meşâhir-i hattatînden mekarim-i ahlâk ile mevsûf, muhibbî-i âl-i aba el-Hac Ârif Bey kuluna ve bi’l-cümle mü’minîn ve mü’minâta rahmet eyleye, âmin. Sene 1310.

Son derece dindâr olup hac farîzasını dahi edâ etmiş olan Çarşambalı Ârif Bey’in son derece içe kapanık ve mahcup bir zât olduğu, altmış yaşında olduğu halde biri ihtirâmen ayağa kalksa yüzünün kızardığı mervîdir. Tevâzu’u yanında, muhiblerinin sitâyişle yâd ettiği latîfeciliği de meşhurdu.

Osmanlı hat san’atında bilhassa sülüs ve nesihte son derece mâhir olan Çarşambalı Ârif Bey’in bu aklâmı, Necmeddîn Okyay’ın Eyüplü Rıf’’at Efendi’den naklettiği sözlere istinâden, Türk hat sanatının zirve isimlerinden Mustafa Râkım Efendi’nin yetiştirmelerinden olanMehmed Hâşim Efendi‘den meşkettiği kabul edilmektedir. İbnülemin, Kazasker Mustafa İzzet Efendi’nin tilmizi olduğunu beyân etmekteyse de, eserlerinin üslûbu bunu doğrulamamaktadır. Zirâ bilhassa celî kaleminde Mahmud Celâleddîn Efendi’nin etkilerini taşıyan bir şiveye sahip olan Kazasker Efendi’nin aksine, Çarşambalı Ârif Bey’in yazısı, daha ziyâde Mustafa Râkım Efendi’nin izinden gittiğine işâret etmektedir.

Ayrıca yine Necmeddîn Okyay’ın rivâyet ettiğine nazaran, birbirlerinin yazılarını tashîh edecek kadar iyi arkadaşı olan Sâmî Efendi ile gençlik yıllarında başlayan yazı arkadaşlıkları da, aynı yolda ilerlemiş olmalarının sonucudur. Bununla birlikte, özellikle istif ve terkîbde son derece büyük mahâret ibrâz eylemiştir. Ayrıca hatt-ı müsennâda dahi büyük bir üstâd olan Çarşambalı Ârif Bey’in yazıları içinde öyleleri vardır ki, “el ile yazıldığına insan kâni’ olamaz”.

Çarşambalı Ârif Bey’in zikre şâyân meziyetlerinden biri de, Şefîk Bey’in her zaman lisân-ı sitâyişle yâd ettiği hâfıza kuvveti ve hüsn-i hatta dâ’ir engin bilgisi idi. Öyle ki, eski ve yeni hattatların muhtelif usûlle yazılmış yazıları gösterilse, kimin yazısı olduğunu hemen anlardı. Ancak bu kadar istidâd ve mahârete rağmen hattatlığı meslek ittihâz etmemiş, me’muriyette müstahdem kalmayı tercih eylemişti.

Nitekim daha hâl-i hayatında, akrânı olan Şefîk Bey ile mukayese edilmiş, aynı yazı türlerinde ibrâz-ı mahâret göstermelerine rağmen, onun kadar yazı yazamamış ve iktidâr gösterememiş olmakla eleştirilmiştir. Gerçekten de biraz gayret gösterip daha fazla meşgul olsaydı son derece başarılı bir hattat olacağı, hatta Mustafa Râkım Efendi’nin seviyesine erişebileceği hususunda, konunun mütehassısları hem-fikirdirler. Öte yandan elleri, bir sigara saramayacak derecede titremesine rağmen kalemi eline aldığında “o dest-i rahşe-dâr, o kilk-i gevhe-feşânın hükmüne râm olurdu.

Buna rağmen geride bıraktığı eserlerle, Türk hattatları arasında kendin güzide bir yer edinmiş olan Çarşambalı Ârif Bey’in yazıları, ölümünden sonra kendi evlâdından ziyâde sevdiği Sâmî Efendi tarafından alınmıştır. Ayrıca Üsküdar’daki Rum Mehmed Paşa ve Selimiye camileri ile muhtelif müze ve koleksiyonlarda elvâh-ı celîlesi mevcut olup hüsn-i hattaki kudretinin mümessilleridirler. Ayrıca hatt-ı nesihle Kur’an-ı Kerîm ve Delâ’ilü’l-hayrât istinsâhı ile de meşgul olduğu mervî ise de, evlâdına intikal ettiği söylenen nüshalarına henüz tesâdüf edilmemiştir.  

 

Çarşambalı Ârif Bey’in Tüm Eserlerini Görmek İçin Tıklayın

 

 

Kaynakça

Hat ü Hattatan, s. 180; Son Hattatlar, ss. 54-57; Türk Hattatları, ss. 226-228; Hat Sanatı Tarihi, ss. 87 ve 121-122, 178; İstA, I, s. 302; Meşhur Adamlar, s. 129.

 

İsmail Orman, 23 nisan 2016

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s