Azîz Rıfâ’î

Son devir Osmanlı hat san‘atının mümtâz sîmâlarından biri olduğu kadar, Arap hat san‘atının gelişimindeki payı ile o coğrafyada da bir hayli meşhur olan Aziz Efendi, müstâhlef olduğu Rıfâ’i Târikatı’na nisbetle, bilhassa son dönem âsârına “eş-Şeyh Mehmed Abdü’l-azîzü’l-rıfâ’î” sûretinde ketebe koyduğundan, Türk hattatları meyânında “Azîz Rıfâ’î” nâmıyla iştihâr etmiştir.
ismail orman-hattatlar sofası
Aziz Rıfa’i’nin Fetvahane’de Müstahdem Olduğu Dönemden Bir Fotoğrafı
Trabzon Maçka’da imâmlıkla görevli Mehmed Abdülhamîd Efendi nâmında bir zâtın oğlu olan Azîz Rıfâ’î H. 1288/M. 1871’de orada doğmuştur. Tarihlere “93 Harbi” olarak geçen 1877-1878 Osmanlı-Rus Harbi’nde o havâlinin Rus isgâline uğraması üzerine ailesi ile beraber göç ederek, önce Akpınar ve daha sonra Kâğıthâne’ye yerleşen Azîz Rıfâ’î, eğitimine Eyüp’teki Şâh Sultan Mektebi’ne devam etmiştir. Bu eyyâmda mektebin hüsn-i hat mu’alliminden ilk yazı derslerini alarak, bu husustaki istidâdını kısa zamanda ıspat etmiş olduğundan, hocasının tavsiyesi üzerine Karinâbâdî Hasan Hüsnî Efendi’den ta’lik ve Bakkal Ârif Efendi’den de sülüs ve nesih hatlarını ta’lim etmeye başlamıştır. H. 1312/M. 1894’te hatt-ı ta’likten icâzet alan Azîz Rıfâ’î, üç yıla yakın bir süre, haftada iki gün yaya olarak Kâğıthâne’den Nur-ı Osmaniye’ye giderek meşk almış olduğu Bakkal Ârif Efendi’den de H. 26 Receb 1314/M. 31 Aralık 1896 tarihinde me’zun olmuştur. Ayrıca aynı sene içinde Reisü’l-hattâtîn Muhsinzâde Abdullah Bey’den de mücâz olduğu bilinmektedir.

Hüsn-i hattaki kudret ve mahâretini istinâden Bâb-ı Meşihât’ın Emvâl-i Eytâm İdâresi’nde kitâbete ta’yin edilen Azîz Rıfâ’î, mezkûr kalemde 8 sene hizmetten sonra 1903 senesinde Bâb-ı Meşihât Mektûbî Kalemi Kitâbeti’ne nakledilmiştir. Bu eyyâmda Şehrî Ahmed Efendi’nin dersini ikmâl ederek icâzet-i ilmiye aldığı gibi, Rıfâ’î meşâyihinden Ken‘an Bey’e intisâb ederek, H. 1326/M. 1908’da hilâfetine na’il olmuştur.

Hüsn-i hizmeti ve ahlâkı nedeniyle Bâb-ı Meşihât’ta bir hayli takdîr gören Azîz Rıfâ’î, bir müddet sonra Bâb-ı Meşihât Ma’rûzât-ı Mühimme Kitâbeti’ne terfi’ edildiği gibi Gümüş Liyâkat Madalyası ile taltîf edilmiştir. Ayrıca ilâve olarak Medresetü’l-kuzât ve Mahmudiye Merkez Rüşdî Mektebi’nin hüsn-i hat mu’allimliği de uhdesine tevdi’ ve tilmizlerinden Ürgüblü Hayrî Efendi’nin meşihâtı esnâsında da Dâ’ire-i Meşihât müstâhdeminine hatt-ı ta’lik meşketmeğe me’mur edilmiştir.

 
Bilâhare dördüncü rütbeden Mecîdî Nişânı ile mahrec pâyesini ittihâz eyleyen Azîz Rıfâ’î, Mısır Nakîbü’l-eşrâfı Muhammed Alî Biblâvî’nin tavsiyesi üzerine, Kral Fu’ad’a bir Kur’an-ı Kerîm yazmak üzere H. 14 Muhârrem 1341/M. 6 Eylül 1922’de Kahire’ye gitmiştir. El-Ezher Medresesi ulemâsının nezâretinde yürüttüğü bu işle meşgûl olduğu esnâda Mısır Hükûmeti’nin talebi üzerine yazı ta’limi için Halîl Ağa Medresesi bünyesinde “Medresetü Tahsîni’l-hutûti’l-melîkiyye” nâmıyla bir meşkhâne açmış, bunun bir hayli rağbet görmesi üzerine ikincisini de 1923 senesi başlarında Şeyh Sâlih Medresesi’nde te’sis etmiştir.
 
Kral Fu’ad için yazmış olduğu mushâf-ı şerîfin tezhibini yapmakta iken, Türkiye’deki siyâsî gelişmeleri de takip eden Azîz Rıfâ’î, Hilâfet’in ilgâ edilmesi üzerine me’muriyetinin sona erdiğini haber alınca, 15 Mısır Lirası ma’aşla mezkûr meşkhânelerin müdürlük ve meşk mu’allimliği vazifesi ile Mısır’da kalmış ve ailesini de oraya getirtmiştir. İslamiyet’in en önemli ilim merkezlerinden biri olan Kahire’de onbir sene boyunca hat ve tezhib dersleri veren Azîz Rıfâ’î Tâhir el-Kürdî, Muhammed Alî el-Mekkavî, Rızk Mûsa, Muhammed eş-Şehhât, Abdü’r-râzık Sâlim, Hâfız Abdurrahmân ve Muhammed Ahmed Abdü’l-âl gibi XX. yüzyılın önde gelen Arap hattatlarını yetiştirerek, Mısır’da ve civâr ülkelerde hüsn-i hattın tekâmülünde büyük pay sahibi olmuştur.
 
Ancak aşırı sıcak hava sıhhatini menfî yönde etkilediğinden, kendi arzusuyla teka’üde sevkedilen Azîz Rıfâ’î, 1933’te İstanbul’a dönerek son günlerini Fâtih, Çarşamba’da satın aldığı evde geçirmiş ve H. 5 Cumâde’l-ûlâ 1353/M. 16 Ağustos 1934 tarihinde vefât etmiştir. Edirnekapısı Kabristânı’nda medfûn olan Azîz Rıfâ’î’nin nâmına bir taş dikilmiş olduğu menkûl ise de, günümüze intikal etmemiştir. Oniki kalemde fevkalade kudrete sahip olan Azîz Rıfâ’î’nin, aynı zamanda seri’ü’l-kalem bir hattat olduğuna, neredeyse tüm İslam coğrafyasına dağılmış durumdaki âsârı delîl olup Cemâleddin Server Revnakoğlu da “rık‘a yazar gibi sür‘atle sülüs, nesih ve ta’lik yazdığını” nakletmektedir.
 
Bilhassa celî sülüsle müsennâ tertîb ve terkîblerle ziyâdesiyle meşgul olan Azîz Rıfâ’î, Şevkî Efendi tarzında kendine mahsus bir şive kattığı hüsn-i hattı ile Türk hat san‘atında mümtâz bir mevki elde etmiştir.Ayrıca tuğra tersîminde de mahâret-i kâmileye hâ’iz olduğu menkûldür. Hatta uzun müddet hânesine devam ederek sülüs ve ta’lik celîlerinde müstefiz olduğu Sâmî Efendi’nin, kendisinden sonra Dîvân-ı Hümâyûn’da tuğrakeşlik vazîfesi için onu tavsiye ve ısrâr ettiği, ancak Bâb-ı Meşihât’taki hizmetinden ayrılmak istemediği için bu teklifi reddettiği hikaye edilmektedir.
 
Özellikle Mustafa Râkım Efendi’nin hutut-ı mütenevvi’a ile yazdığı hilye-i şerîfesini taklîden hazırladığı hilyeler, Azîz Rıfâ’î’nin aklâm-ı sittedeki kudretini îzâha kâfîdir. San‘at yaşamı boyunca yedi tane hazırlamış olduğu bu hilyelerden bir tanesi Topkapı Sarayı Müzesi’nde, iki tanesi Kubbealtı Kültür ve Sanat Vakfı’nda bulunmakta olup bir tanesini de şeyhinin Unkapanı’ndaki dergâhına hediye etmiştir.Bursa’daki Ulu Cami’e vakfetmiş olduğu ta’lik ve celî sülüsle hazırlamış olduğu levhâları gibi nicesi de müze ve özel koleksiyonları tezyîn eylemektedir. Türk ve İslâm Eserleri Müzesi’nde bulunan 116 parçalık koleksiyonu dışında ailesinden intikal eden yazı kalıpları ve levhalardan oluşan büyük bir koleksiyon da Kubbealtı Kültür ve Sanat Vakfı’nda bulunmaktadır.
 
Bunların haricinde ilk devresine ait “Abdü’l-azîz Eyyubî”, “Mehmed Aziz” imzalı yazıları ile “Azîz” imzasıyla kaleme aldığı çok sayıda mezartaşı kitabesine tesadüf edilmektedir. Ayrıca Ka’be-i Mu’azzama’nın H. 1331/M. 1913 senesinde imal olunan kisve-i şerifesinin bazı kısımlarındaki yazılar da onun dest-i hattıdır. Tezhib san‘atında da bir hayli mahâret sahibi olan Azîz Rıfâ’î’nin, yazıların bozulmaması ve bir kenara atılmaması için tezhîbini de yaparak, tâliplerine bedelsiz olarak verdiği mervîdir. Şüphesiz son derece fazla eserinin günümüze intikal etmiş olmasındaki en önemli etkenlerden biri de budur. Ancak asıl önemli âmil, büyük bir hüsn-i hat aşkıyla vücuda getirilmiş olduklarını her hâllerinden belli etmeleridir ki, Azîz Rıfâ’î’yi Türk hat san‘atında fevkalade bir mevki’e taşıyan da bu husustur.

 

Azîz Rıfâ’î’nin Tüm Eserlerini Görmek İçin Tıklayın

 
 
 
Kaynakça
Son Hattatlar, ss. 68-72; Türk Hattatları, ss. 251; Meşhur Hattatlar, ss. 206-212, 305; Hat Sanatı Tarihi, ss. 95, 126, 181; SDOU, III, ss. 41-42; Meşhur Adamlar, s. 137.

 

İsmail Orman, 25 nisan 2016

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s