Ahmed Hamdî Tezcan

93 Harbi sırasında Rumeli’nden hicretle Edremit’e yerleşmiş olan Hacı Mehmed Efendi’nin oğlu olarak, H. 1311/M. 1893-1894 senesinde orada dünyaya gelmiştir. 9 yaşında iken İstanbul’a giderek, Kâğıthâne’de bulunan babasının nezâretinde ibtidâ’î mektebe başlayan Ahmed Hamdî Tezcan, bu esnâda Kâğıthâne Cami imâmı Hâfız Hakkî Efendi’den Kur‘an-ı Kerîm’i hıfzetmiştir.

Tahsîlini tamamladıktan sonra Amucazâde Hüseyin Paşa Medresesi’ne girmiş, bir yandan da Fâtih Cami’ndeki âmme derslerine devam etmiş, cihân harbinin patlak vermesi üzerine Çanakkale ve sâ’ir cephelerde görev yapmıştır. Savaşın nihâyete ermesini müte’akib polis olmuş ve bilâ-fâsıla 28 sene hizmetten sonra H. 1366/M. 1947 senesinde emekliye ayrılmıştır. Bundan sonra Sultan Selîm Cami’nde ve Karagümrük’teki Mesîh Paşa Cami’nde imâm-ı sânî olarak görev yapmış olan Ahmed Hamdî Tezcan 3 Aralık 1954 tarihinde vefât etmiştir.

Hüsn-i hat çalışmalarına Azîz Rıfâ’î’nin taht-ı tedrîsinde başlamış olan Ahmed Hamdî Tezcan, ondan sekiz sene sülüs, nesih ve ta’lik dersleri almışsa da, askere alındığı için icâzetine nâ’il olamamıştır. Terhîs olduktan sonra da, mesleğinden fırsat buldukça Medresetü’l-hattâtîn’e devam etmiş ve Kâmil Akdik’den sülüs ve nesih, Tuğrakeş İsmâ’il Hakkî Bey’den celî sülüs, Hulûsî Yazgan’dan ta’lik ve Mustafa Ferîd Bey’den de dîvânî yazarak, icâzet-nâme almıştır.

İbnülemin’e müte’addid hilye-i şerîfe ve kasîde yazdığını beyân etmiş olan Ahmed Hamdî Tezcan, ayrıca üç Kur‘ân-ı Kerîm istinsâhına muvaffâk olduğunu söylemiştir. Sülüsü nesihine gâlib hattatlardan olmakla beraber, hocaları ayarında bir kudrete mâlik olmadığı eserlerinden nüm-âyândır. Ta’lik yazısı görülmemiş olduğu için, bu kalemdeki mevki’i hakkında bir söz söylemek mümkün değildir.

 

 

Kaynakça

Son Hattatlar.

 

 

İsmail Orman, 23 nisan 2018

Reklamlar