Abdullah Zühdî Efendi

Ashâb-ı kirâmdan Temimü’d-dârî Hazretleri’nin sülâlesine mensup Nabluslu Abdülkadir Efendi’nin oğlu olan Abdullah Zühdî Efendi Şam’da dünyaya gelmiştir. Esasen Arap kökenli olmakla beraber, Osmanlı hat sanatının kudretli ve güzide simalarından biridir. Kavalalı Mehmed Alî Paşa’nın harekâtı üzerine H. 1251/M. 1835’de ailesi ile birlikte Şam’dan kaçarak Kütahya’ya yerleşmiş, daha sonra Serasker Husrev Paşa’nın H. 17 Rebi’u’l-âhir 1251/M. 12 Ağustos 1835 tarihli buyruldusu ile bilâhare İstanbul’a nakl-i mekân eylemiştir.
 
Burada imkân nisbetinde iyi bir eğitim almaya çalışan Abdullah Zühdî Efendi, mezun olduktan sonra, yazı ve resim mu’allimi olarak evvelâ Nûr-ı Osmâniye Mektebi’ne ve ardından da Mühendishâne-i Berrî-i Hümâyûn’a ta’yin olundu. Bu esnâda Harem-i Şerîf-i Nebevî’nin yazılarını yazmak üzere Bâb-ı Âlî tarafından H. 1274/M. 1858’de tertib olunan müsâbakaya iştirâk etti. Değerli bir hattat olan Sultan Abdülmecîd‘in bizzat yaptığı değerlendirme neticesinde yazısı akranından fevkalade tahsîn bulduğundan, huzuruna çağırarak, “Allah feyzini müzdâd etsin.” du‘ası ve kayd-ı hayat şartıyla 7500 guruş ma’aş tahsisiyle Harem-i Şerîf’in yazılarını yazmağa me’mur etti.
 
Öte yandan akrân ve emsâli arasında hüner ve ma’arifi ile öne çıktığından üçüncü rütbeden Mecidî nişânı verilen Abdullah Zühdî Efendi’nin bu işle görevlendirildiğini duyan  Abdülfettah Efendi‘nin, “Ben varken böyle bir çocuk me’mur edilir mi?” dediği menkûldür. Nâ’il olduğu vazife-i mukaddeseyi ifâ etmek üzere, refakatine verilen hattatinden Çömezzâde Muhsin Efendi ile beraber Medîne-i Münevvere’ye giden Zühdî Efendi, üç yıla yakın bir süre burada ikamet etti. Ancak 1861’de Sultan Abdülazîz’in cülûsü üzerine inşa’âtın tatil edilmesine dâ’ir emir geldiği gibi, inşa’âtın ikmâli için Mâliye Nezâreti’ne yapılan mürâca’atlardan da bir sonuç çıkmadı. Bunun üzerine inşa’ât nâzırı olan Üryânîzâde Ahmed Es’ad Efendi’nin başlattığı kampanyada ahâlîden temin edilen i’âne ile inşa’âtın bâkiyesi ikmâl edildi.
 
İsmail orman-hattatlar sofası
Celi Sülüs Levhası
 
Bu esnâda kayd-ı hayat şartıyla tahsis kılındığı hâlde, inşa’âtın tatili ile birlikte ma’aşı da kesilen Zühdî Efendi, ma’aşının yeniden tahsisi için İstanbul’a giderek gerekli mürâca’atları yapmışsa da, muvaffâk olamamıştı. Bunun üzerine Mısır’a giderek Hıdîv İsmâ‘il Paşa’nın himâyesine mazhâr olan Abdullah Zühdî Efendi, “Mısır Hattatı” ünvânı ile camilerin ve resmî da’irelerin yazılarını yazmak ve mekteblerde verilen yazı derslerine nezâret etmekle görevlendirildi.
 
Medâris Dîvânı’nda müstahdem iken Mısır banknotlarını da yazarak, H. 1 Şevvâl 1283/M. 6 Şubat 1867’de İsmâ‘il Paşa tarafından rütbe-i sâniyye sınıf-ı sânîsi ile taltif olunan Abdullah Zühdî Efendi, H. 1296/M. 1879 yılında Mısır’da vefât etti. Türk hattatları arasında iştihar eden, ancak “Mısır Hattatı” olarak vefat eden Zühdi Efendi Kahire’de, İmâm-ı Şâfi’î Türbesi’nin yakınlarında medfundur.
 
Karakalem resim, litografi ve fotoğrafçılıkta da mâhir olup hattın intizâm ve insicâmında ve bilhassa istifte mahâret-i kâmile ibrâz eden bir üstâd-ı kâmil olan Abdullah Zühdî Efendi, aklâm-ı sitteyi evvelâ Eyüp Sultan türbedârı Eyyubî Mehmed Râşid Efendi’den, daha sonra da bizzat Kazasker Mustafa İzzet Efendi‘den ta’lim etmiştir.
 

ismail orman-hattatlar sofası
Celi Sülüs Levhası
 
Celî sülüste hocasına bî-hakkın lâyık olduğuna delâlet eden nice âsâr-ı nefîse bırakan Abdullah Zühdî Efendi’nin, Hasib Paşa’ya yazdığı mushâf-ı şerîfin 30000 guruşa tâlibine satıldığını İbnülemin nakletmektedir. Bundan başka, biri Arkeoloji Müzesi Kütüphânesi’nde ve diğeri de özel bir koleksiyonda olmak üzere iki mushâfını gördüğünü Uğur Derman söylemektedir. Yazdığı bir En‘am-ı Şerîf ise Matba’a-i Osmâniyye’de taşbasma olarak basılmıştır.
 
Mısır’daki mesâ’isi esnâsında camileri süsleyen çok sayıda levhânın yanısıra, Ümmü Abbas Sebîli ile Rıfâ’î Cami’nin yazılarını da kaleme almış olan Zühdî Efendi’nin Abdülahâd Vahdetî Bey, Mehmed Behcet Efendi ve Yahyâ Tevfîk Bey’e icâzet verdiği tespit edilmiştir. Ayrıca Mısır’da da pek çok hattat yetiştirmiş olduğu ve buradaki hat san‘atının gelişimine büyük hizmetlerde bulunduğu ma’lumdur. En kıymetli âsârını nakşettiği Mescîd-i Nebevî‘de bulunan âyet ve hadisler ile Hazret-i Muhammed hakkındaki kasâ‘idi hâvî yazı kuşaklarının uzunluğu 2 kilometrenin üstündedir. Bugün kısmen de olsa mevcut olan bu yazı kuşakları, hatlarının mükemmeliği yanında istiflerindeki kudret ile dikkati çekmektedir. Bu kudreti ise hasletindeki ressamlık istidâdına borçludur.
 
 

Abdullah Zühdî Efendi’nin Tüm Eserlerini Görmek İçin Tıklayın

 
 
Kaynakça

Son Hattatlar, s. 15-19; Türk Hattatları, ss. 218; Meşhur Hattatlar, ss. 169-170; Hat ü Hattâtan, ss. 177-178; Hat Sanatı Tarihi, ss. 81, 139-140; A, I, ss. 147; İstA, V, ss. 562; Mir’at-ı Mühendishane, ss. 72-73; Osmanlılar Ansiklopedisi, I, ss. 21-22.

 

İsmail Orman, 22 nisan 2016

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s