Abdullah bin Cezzâr

İstanbullu olan Abdullah bin Cezzâr, “Cezzârzâde Abdullah” namıyla da tanınmaktadır. Genç yaşta hıfzını tamamlayarak hâfızlar zümresine katıldığı gibi, Hac vazîfesini de ifâ etmiştir. Döndükten sonra Tokadî İmâm Mehmed Efendi’den sülüs ve nesih meşkine başlayıp kısa zamanda icâzet almağa muvaffâk olmuştur. Yeteneği sâyesinde kısa zamanda devrin mümtâz hattatlarından biri olmuşsa da, H. 1073/M. 1663-1664 senesinde, genç denilebilecek bir yaşta olduğu hâlde İstanbul’da vefât etmiştir.
Daha ziyâde hocasının mukallidi olarak tanınan Abdullah bin Cezzâr için Devhâtü’l-küttâb mü’ellifi, “eğer fazla mu’ammer olsaydı, Şeyh Hamdullah’ın yerini tutardı.” demektedir. Merzifonlu Kara Mustafa Paşa evkafının vakfiyesini kaleme almış olan hattatın Ramazân bin İsmâ’il gibi değerli bir hattatı yetiştirmiş olması, kudretinin delilidir. Onun dışında tesbit edilebilen bir diğer öğrencisi Memikzâde Ramazân Sâ’yî Efendi’dir.

 

Kaynakça
Devhatü’l-küttâb, s. 31; Tuhfe-i Hattâtîn, s. 290; Hat ü Hattâtân, s. 120; Türk Hattatları, s. 99.

 

 

İsmail Orman, 20 nisan 2017

Reklamlar