Abdullah Kırımî

Aslen Kırımlı olup çocuk denilecek yaşta ailesi ile beraber İstanbul’a göç eden Abdullah Efendi, buna nisbetle Türk hattatları meyânında “Abdullah Kırımî” ismiyle yâd olunmuştur. Ayrıca muhiblerinin arasında “Tatar” lâkabı ile de anılmaktaydı. Ailesi hakkında herhangi bir bilgi bulunmayan Abdullah Kırımî’nin iyi bir eğitim aldığı ve bu esnâda yazı ile ilgilenerek Şeyh Hamdullah’ın torunu Derviş Mehmed Efendi’den aklam-ı sitte meşketmeğe başlayıp icâzetiyle müşerref olduğu bilinmektedir. Eğitimini tamamladıktan sonra Dîvân-ı Hümâyûn Kitâbeti’nin hulefâlarından olup nice zaman hüsn-i hizmet ile kalemin mümtaz kâtiblerinden biri hâline gelmiştir.

ismail orman-hattatlar sofası
Abdullah Kırımi’nin Sülüs ve Nesih Hadis Levhası

Ayrıca dönemin nâmlı musikî-şinâslarının meclislerine müdâvemetle o yolda da mahâret kesbetmiş ve bilhassa tanbûrîlikte zamanının yegânesi haline gelmiş idi. Ancak saz nevnetlerinin aranılan isimlerinden biri olarak, müsfihâne denilebilecek bir hayat sürmüş olan Abdullah Kırımî’nin öleceğini anlayınca tevbe edip tanbûrunu kırmış olduğu menkûldür. Hatta yine mevsûkan mervîdir ki, öleceği kendisine beyân olduğundan Emir Buhârî Tekkesi civârında bir mezar satın alıp mezartaşı kitâbesini hazırlamış, altına da iki 9 rakamı işlemiş. “Bunun üçüncüsü ne ola?” diye soran birine de, “Elbet talebemin arasından bir ‘9’ yazacak kimse bulunur” demiş.

Tıpkı işaret ettiği gibi H. 999/M. 1590-1591 yıllarında vefât etmiş olan Abdullah Kırımî’nin, ilhâm peşinde koşan hüsn-i hat meraklılarının ziyâretgâhı hâline gelen mezartaşı, daha fazla zarar görmemesi amacıyla Türk ve İslam Eserleri Müzesi’ne nakledilmiş olup hâlen oradadır.

ismail orman-hattatlar sofası
Abdullah Kırımi’nin Sülüs ve Nesih Hadis Levhası

Şeyh Hamdullah Üslûbu’nda kudretli bir hattat olan Abdullah Kırımî, yazı ve musıkî meraklılarının pek rağbet gösterdiği meclisinin müdâvimlerinden birinin telkinlerine uyarak yeni bir tarz icâd etme hevesine düşmüş ve İran meşâhir-i hattâtîninden Ahmed Şâh Tayyib’in tarzına benzer bir yola girmişse de, Suyolcuzâde Mehmed Necib Efendi’nin biraz da sitemle yâd ettiği bu tebeddülden istediği netîceyi elde edemediği gibi, eski kudretini de kaybetmiş ve kendine mahsus bir kırma bir şiveye ulaşmıştır. Halbuki, Şeyh Hamdullah vadi’nden ayrılmamış olsaydı, Türk hat san‘atında müstesnâ bir mevki’e ulaşacağı erbâb-ı hattın ortak kana’âtidir.

Türk ve İslam Eserleri Müzesi’nde H. 966/M. 1558 tarihli tarihli Kur‘an-ı Kerîm’i, İstanbul Üniversitesi Kütüphânesi’nde de şâkirdi Emrullah Efendi tarafından itmâm edilmiş tarihsiz bir en‘âm-ı şerifi vardır. Bunların hâricinde müzelerde ve özel koleksiyonlarda kıt‘alarına tesâdüf edilen Abdullah Kırımî’nin hüsn-i hat meraklıları tarafından bir hayli rağbet gördüğü ve Emrullah Efendi, Revânî Receb Efendi, Demircikulu Yusuf Efendi, Tâczâde Mehmed Efendi ve Mehmed bin Mustafa gibi ma’rûf hattatlar yetiştirdiği bilinmektedir.

 

 

 

İsmail Orman

27 nisan 2016

 

 

Kaynakça

Devhâtü’l-küttâb, s. 106; Menâkıb-ı Hünerverân, s. 25-26; Meşhur Hattatlar, s. 112; Gülzâr-ı Savâb, s. 58; Sicill-i Osmanî, III, s. 363; Tuhfe-i Hattatîn, s. 289; Türk Hattatları, ss. 77-78; Hat Sanatı Tarihi, s. 45; Hat ü Hattâtân, ss. 119-120; Osmanlılar Ansiklopedisi, I, s. 18.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s